Can S. 152 Report post Posted September 5 Bakım Verenin de Bakıma İhtiyacı Vardır Anne veya babayı kaybetmek herkes için çok ağırdır. Ancak hastalık veya engellilik nedeniyle uzun yıllar anne babasının desteğine ihtiyaç duyan biri için bu kayıp, duygusal acının yanında hayatın düzenini de sarsabilir. Bu nedenle hem kendi hayatımızın hem de yanımızdaki insanların kıymetini onları kaybetmeden önce bilmemiz gerekiyor. Engellilik veya ağır hastalık yalnızca o durumu yaşayan kişiyi değil, bütün aileyi etkiler. Engelli birey yeni hayatına alışmaya, kaybettikleriyle baş etmeye ve yeniden bağımsızlık kazanmaya çalışırken; anne, baba, eş veya kardeş de bakım sorumluluğu, gelecek kaygısı, maddi sıkıntılar ve çaresizlik duygularıyla mücadele edebilir. Bazen yaşadığımız öfkeyi en yakınımızdakilere yöneltebiliriz. Bazen de bakım veren kişi yorgunluğunu belli etmemek için her şeyi içine atabilir. Burada kimseyi suçlamak doğru değildir. Engelliliği kabullenmek bir anda gerçekleşen bir şey değildir; inişleri, çıkışları ve zaman zaman yeniden başlayan yas duyguları olabilir. Fakat öfkenin, kırgınlığın ve umutsuzluğun aile içindeki tek iletişim biçimine dönüşmesi hem engelli bireye hem de yakınlarına zarar verir. Kabullenmek, tedaviden vazgeçmek değildir. İnsan fizik tedavisine, rehabilitasyonuna ve mümkün olan tedavilere devam ederken aynı zamanda bugünkü şartları içinde yaşayabileceği bir hayat kurmaya çalışabilir. Hayatı “tamamen iyileşeceğim güne” kadar ertelemek yerine sosyal yaşama, eğitime, işe, arkadaşlıklara ve mümkün olduğunca bağımsız olmaya yönelmek gerekir. Yeni bir tedavi veya imkân çıktığında bundan yararlanılır; fakat o zamana kadar geçen yıllar da hayatımızdır. Bakım vermek sevgi kadar yorucudur Bir yakınına sürekli bakım veren kişi çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar. Uykusunu, sağlığını, arkadaşlarını ve sosyal hayatını ihmal edebilir. Zamanla aşırı yorgunluk, tahammülsüzlük, suçluluk, yalnızlık, uyku veya iştah değişiklikleri ve umutsuzluk ortaya çıkabilir. Bunlar kişinin yakınını sevmediğini değil, taşıdığı yükün ağırlaşmış olabileceğini gösterir. Bu nedenle bakım veren kişinin ara sıra dışarı çıkması, hava alması, yürüyüş yapması, bir arkadaşıyla görüşmesi veya yalnız kalıp kafasını dinlemesi bencillik değildir. Amerikan Ulusal Yaşlanma Enstitüsü; yürüyüş, hobi, uykuya zaman ayırma, arkadaşlarla görüşme ve destek gruplarına katılma gibi etkinliklerin stresi azaltabileceğini belirtiyor. NIA – Bakım Verirken Kendinize de Bakın ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri de bakım sorumluluğuna düzenli olarak ara verilmesini öneriyor ve haftada birkaç saatlik bir molanın bile bakım verenin iyilik hâline katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. CDC – Bakım Verirken Sağlıklı Kalmak Burada anlatılan, engelli veya hasta bireyi yalnız ve güvensiz bırakmak değildir. Mümkünse bakım kısa süreliğine başka bir aile üyesine, güvenilir bir yakına veya eğitimli bir görevliye devredilir. Böylece bakım veren kişi birkaç saat dinlenebilir. Bu molalar yalnızca bakım vereni korumaz; daha sabırlı, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir ilişki kurulmasına da yardımcı olabilir. Bakım tek kişinin omuzlarında kalmamalıdır Aile içinde “En iyi o bakıyor” denilerek bütün sorumluluğun bir kişinin üzerine bırakılması doğru değildir. Yardım etmek isteyenlerin “Bir şeye ihtiyacın olursa söyle” demesi yerine somut görevler üstlenmesi daha faydalıdır: “Salı günü iki saat ben yanında kalayım.” “Bu haftaki hastane işini ben takip edeyim.” “İlaçları ben alayım.” “Sen biraz dışarı çık, bu sırada ben ilgileneyim.” Mola vermek için mutlaka uzun bir tatile çıkmak gerekmez. Bazen yarım saatlik bir yürüyüş, sakin bir çay, alışverişe yalnız gitmek veya kesintisiz uyuyabilmek bile değerlidir. Önemli olan bu molaların tesadüflere bırakılmaması ve mümkün olduğunca düzenli hâle getirilmesidir. Türkiye’de gündüz bakım merkezleri de engelli bireylerin sosyal etkinliklere katılmasını sağlarken ailelerin kendilerine zaman ayırmasını amaçlıyor. Başvurular Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine, Sosyal Hizmet Merkezlerine veya doğrudan ilgili merkezlere yapılabiliyor. Uygunluğu belirlenen bazı evde bakım yardımı yararlanıcıları için gündüz hizmeti ve geçici misafir bakım imkânları da bulunuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Engelli Bakım Hizmetleri Yardım istemek güçsüzlük değildir Bakım veren kişi artık günlük hayatını sürdüremiyor, devamlı ağlıyor, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor, ağır bir umutsuzluk yaşıyor veya fiziksel olarak tükeniyorsa aile hekimi, psikolog ya da psikiyatri uzmanından destek istemelidir. Destek grupları ve bakım konusunda eğitim veren programlar da yalnızlık hissini azaltabilir. Araştırmalar; psikoeğitim, baş etme becerileri, destek grupları ve bazı psikolojik müdahalelerin bakım yükünü azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor, ancak herkes için tek bir yöntem bulunmuyor. PubMed – Bakım Verenlere Yönelik Psikososyal Müdahaleler Engelli veya hasta bireyin öfkesi de küçümsenmemelidir. Sürekli karamsarlık, yoğun öfke nöbetleri, insanlardan tamamen uzaklaşma veya ölüm düşünceleri “huysuzluk” olarak görülmemeli; profesyonel destek gerektirebilecek belirtiler olarak değerlendirilmelidir. Kendine ya da başkasına zarar verme konusunda yakın ve ciddi bir tehlike varsa Türkiye’de 112 aranmalıdır. 112 Acil Çağrı Merkezi Sonuç olarak bakım vermek sevginin çok değerli bir biçimidir; fakat sevginin sürdürülebilmesi için dinlenmeye, paylaşıma ve desteğe ihtiyacı vardır. Engelli bireyin hayatı yalnızca hastalık ve tedaviden, bakım verenin hayatı da yalnızca bakım görevinden ibaret değildir. Birbirimizin yükünü artırmadan, mümkün olduğunca paylaşarak yaşayalım. Kendi hayatımızın ve özellikle anne babamızın kıymetini onları kaybetmeden önce bilelim. Share this post Link to post Share on other sites