Tüm Aktiviteler
Bu akış otomatik güncelleniyor
- Daha eskiler
-
Yasin AZAK konuyu takip etmeye başladı: Hi-Slip Plus CH12 Bağışlama İsteği
-
Merhaba, Elimde ihtiyaç fazlası, ambalajları açılmamış Hi-Slip Plus CH12 erkek kendinden jelli tek kullanımlık sondalar bulunmaktadır. Bunları herhangi bir ücret talep etmeden, düzenli olarak CH12 sonda kullanan ve gerçekten ihtiyacı olan bir kişiye ulaştırmak istiyorum. ihtiyaç sahibi kişiler bana ulasabilirse kendilerine 120 adet gönderebilirim bana buradan veya yasinazak@gmail.com adresinden veya 0533 711 90 93 numaralı telefondan ulasabilirsiniz İyi çalışmalar.
-
Yasin AZAK topluluğumuza katıldı
-
Can S. konuyu takip etmeye başladı: Omurilik Felci Rutin Sağlık Kontrolleri, Bakım Verenin de Bakıma İhtiyacı Vardır, Akülü Sandalye İçin Akü Seçimi ve Genel Bilgiler ve ve 3 diğer
-
Bakım Verenin de Bakıma İhtiyacı Vardır
Can S. bir konuya içerik ekledi : Aile , Eş, Dost, Arkadaş, Akraba lişkileri(miz)
Bakım Verenin de Bakıma İhtiyacı Vardır Anne veya babayı kaybetmek herkes için çok ağırdır. Ancak hastalık veya engellilik nedeniyle uzun yıllar anne babasının desteğine ihtiyaç duyan biri için bu kayıp, duygusal acının yanında hayatın düzenini de sarsabilir. Bu nedenle hem kendi hayatımızın hem de yanımızdaki insanların kıymetini onları kaybetmeden önce bilmemiz gerekiyor. Engellilik veya ağır hastalık yalnızca o durumu yaşayan kişiyi değil, bütün aileyi etkiler. Engelli birey yeni hayatına alışmaya, kaybettikleriyle baş etmeye ve yeniden bağımsızlık kazanmaya çalışırken; anne, baba, eş veya kardeş de bakım sorumluluğu, gelecek kaygısı, maddi sıkıntılar ve çaresizlik duygularıyla mücadele edebilir. Bazen yaşadığımız öfkeyi en yakınımızdakilere yöneltebiliriz. Bazen de bakım veren kişi yorgunluğunu belli etmemek için her şeyi içine atabilir. Burada kimseyi suçlamak doğru değildir. Engelliliği kabullenmek bir anda gerçekleşen bir şey değildir; inişleri, çıkışları ve zaman zaman yeniden başlayan yas duyguları olabilir. Fakat öfkenin, kırgınlığın ve umutsuzluğun aile içindeki tek iletişim biçimine dönüşmesi hem engelli bireye hem de yakınlarına zarar verir. Kabullenmek, tedaviden vazgeçmek değildir. İnsan fizik tedavisine, rehabilitasyonuna ve mümkün olan tedavilere devam ederken aynı zamanda bugünkü şartları içinde yaşayabileceği bir hayat kurmaya çalışabilir. Hayatı “tamamen iyileşeceğim güne” kadar ertelemek yerine sosyal yaşama, eğitime, işe, arkadaşlıklara ve mümkün olduğunca bağımsız olmaya yönelmek gerekir. Yeni bir tedavi veya imkân çıktığında bundan yararlanılır; fakat o zamana kadar geçen yıllar da hayatımızdır. Bakım vermek sevgi kadar yorucudur Bir yakınına sürekli bakım veren kişi çoğu zaman kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar. Uykusunu, sağlığını, arkadaşlarını ve sosyal hayatını ihmal edebilir. Zamanla aşırı yorgunluk, tahammülsüzlük, suçluluk, yalnızlık, uyku veya iştah değişiklikleri ve umutsuzluk ortaya çıkabilir. Bunlar kişinin yakınını sevmediğini değil, taşıdığı yükün ağırlaşmış olabileceğini gösterir. Bu nedenle bakım veren kişinin ara sıra dışarı çıkması, hava alması, yürüyüş yapması, bir arkadaşıyla görüşmesi veya yalnız kalıp kafasını dinlemesi bencillik değildir. Amerikan Ulusal Yaşlanma Enstitüsü; yürüyüş, hobi, uykuya zaman ayırma, arkadaşlarla görüşme ve destek gruplarına katılma gibi etkinliklerin stresi azaltabileceğini belirtiyor. NIA – Bakım Verirken Kendinize de Bakın ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri de bakım sorumluluğuna düzenli olarak ara verilmesini öneriyor ve haftada birkaç saatlik bir molanın bile bakım verenin iyilik hâline katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. CDC – Bakım Verirken Sağlıklı Kalmak Burada anlatılan, engelli veya hasta bireyi yalnız ve güvensiz bırakmak değildir. Mümkünse bakım kısa süreliğine başka bir aile üyesine, güvenilir bir yakına veya eğitimli bir görevliye devredilir. Böylece bakım veren kişi birkaç saat dinlenebilir. Bu molalar yalnızca bakım vereni korumaz; daha sabırlı, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir ilişki kurulmasına da yardımcı olabilir. Bakım tek kişinin omuzlarında kalmamalıdır Aile içinde “En iyi o bakıyor” denilerek bütün sorumluluğun bir kişinin üzerine bırakılması doğru değildir. Yardım etmek isteyenlerin “Bir şeye ihtiyacın olursa söyle” demesi yerine somut görevler üstlenmesi daha faydalıdır: “Salı günü iki saat ben yanında kalayım.” “Bu haftaki hastane işini ben takip edeyim.” “İlaçları ben alayım.” “Sen biraz dışarı çık, bu sırada ben ilgileneyim.” Mola vermek için mutlaka uzun bir tatile çıkmak gerekmez. Bazen yarım saatlik bir yürüyüş, sakin bir çay, alışverişe yalnız gitmek veya kesintisiz uyuyabilmek bile değerlidir. Önemli olan bu molaların tesadüflere bırakılmaması ve mümkün olduğunca düzenli hâle getirilmesidir. Türkiye’de gündüz bakım merkezleri de engelli bireylerin sosyal etkinliklere katılmasını sağlarken ailelerin kendilerine zaman ayırmasını amaçlıyor. Başvurular Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine, Sosyal Hizmet Merkezlerine veya doğrudan ilgili merkezlere yapılabiliyor. Uygunluğu belirlenen bazı evde bakım yardımı yararlanıcıları için gündüz hizmeti ve geçici misafir bakım imkânları da bulunuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Engelli Bakım Hizmetleri Yardım istemek güçsüzlük değildir Bakım veren kişi artık günlük hayatını sürdüremiyor, devamlı ağlıyor, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor, ağır bir umutsuzluk yaşıyor veya fiziksel olarak tükeniyorsa aile hekimi, psikolog ya da psikiyatri uzmanından destek istemelidir. Destek grupları ve bakım konusunda eğitim veren programlar da yalnızlık hissini azaltabilir. Araştırmalar; psikoeğitim, baş etme becerileri, destek grupları ve bazı psikolojik müdahalelerin bakım yükünü azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor, ancak herkes için tek bir yöntem bulunmuyor. PubMed – Bakım Verenlere Yönelik Psikososyal Müdahaleler Engelli veya hasta bireyin öfkesi de küçümsenmemelidir. Sürekli karamsarlık, yoğun öfke nöbetleri, insanlardan tamamen uzaklaşma veya ölüm düşünceleri “huysuzluk” olarak görülmemeli; profesyonel destek gerektirebilecek belirtiler olarak değerlendirilmelidir. Kendine ya da başkasına zarar verme konusunda yakın ve ciddi bir tehlike varsa Türkiye’de 112 aranmalıdır. 112 Acil Çağrı Merkezi Sonuç olarak bakım vermek sevginin çok değerli bir biçimidir; fakat sevginin sürdürülebilmesi için dinlenmeye, paylaşıma ve desteğe ihtiyacı vardır. Engelli bireyin hayatı yalnızca hastalık ve tedaviden, bakım verenin hayatı da yalnızca bakım görevinden ibaret değildir. Birbirimizin yükünü artırmadan, mümkün olduğunca paylaşarak yaşayalım. Kendi hayatımızın ve özellikle anne babamızın kıymetini onları kaybetmeden önce bilelim. -
leyla hacer topluluğumuza katıldı
-
Akülü Sandalye İçin Akü Seçimi ve Genel Bilgiler
Can S., Can S. kullanıcısının konusunu cevapladı: Tekerlekli Sandalyeler (manuel-akülü),
Uçak yolculuğunda hangi aküler sorun çıkarabilir? Akülü sandalye kullanıcıları akü seçerken uçak yolculuğunu da hesaba katmalıdır. Havayolu şirketlerinin uygulamaları birbirinden farklı olabildiğinden, bilet alınırken sandalye ve akü bilgileri önceden bildirilmelidir. Jel ve AGM aküler Uçak yolculuğunda genellikle en az sorun çıkaran aküler sızdırmaz jel ve AGM akülerdir. Bunlar havacılık kurallarında “dökülmeyen akü” olarak değerlendirilir. Akünün: Sandalyeye sağlam şekilde sabitlenmesi, Kutup başlarının kısa devreye karşı korunması, Sandalyenin yanlışlıkla çalışmasının engellenmesi, Akü tipinin etikette açıkça yazması gerekir. Pegasus, sıvı aküleri taşımadığını; kuru ve jel akülü sandalyeleri ise akü kutupları korunup sandalye sabitlendiğinde uçak altında taşıdığını belirtiyor. Pegasus kuralları LiFePO4 aküler LiFePO4 aküler de havacılık kurallarında lityum iyon akü sınıfına girer. Bu akülerin UN 38.3 taşıma testlerini geçmiş olması gerekir. Faturasız ve belgesiz özel üretim aküler uçuş sırasında kabul edilmeyebilir. Akünün üzerinde şu bilgiler bulunmalıdır: LiFePO4 ibaresi, Nominal voltaj, Amper-saat değeri, Watt-saat değeri, Üretici veya satıcı bilgisi, Model ve seri numarası. Ayrıca UN 38.3 test raporu veya test özeti satıcıdan alınmalıdır. Yalnızca hücrelerin belgeli olması yeterli görülmeyebilir; taşınacak olan tamamlanmış akü paketinin belgelerinin bulunması daha güvenlidir. Akü çıkarılabiliyorsa 300 Wh sınırı önemlidir Güncel IATA kurallarına göre sandalyeden çıkarılan lityum akülerin toplam kapasitesi 300 Wh’ı geçmemelidir. Çıkarılan akü kabinde, darbe ve kısa devreye karşı korunmuş şekilde taşınır; uçak altına verilmez. Watt-saat hesabı şöyledir: Wh = nominal volt × amper-saat Örnekler: 25,6 V × 10 Ah = 256 Wh 25,6 V × 12 Ah = 307,2 Wh 25,6 V × 40 Ah = 1.024 Wh 25,6 V × 60 Ah = 1.536 Wh 25,6 V × 80 Ah = 2.048 Wh Buna göre 24 volt sınıfındaki 40, 60 veya 80 Ah LiFePO4 aküler 300 Wh sınırını fazlasıyla aşar. Havayolu akünün sandalyeden çıkarılmasını isterse bu büyüklükteki bir paket kabine alınamaz ve sandalye uçuşa kabul edilmeyebilir. Akü sandalyede sabit kalırsa Lityum akü, sandalyenin yapısı içinde hasara karşı korunmuş ve sağlam şekilde sabitlenmişse sandalyede bırakılmasına onay verilebilir. Türk Hava Yollarının yayımladığı kurala göre, lityum akü sandalyede takılı kaldığında belirli bir Wh üst sınırı bulunmuyor. Ancak taşıma yine havayolunun onayına ve güvenlik şartlarına bağlıdır. Türk Hava Yolları taşıma kısıtlamaları 2026 IATA rehberine göre sandalyede takılı lityum akülerin toplamı 300 Wh’ı geçerse havayolu ek güvenlik önlemleri değerlendirmelidir. Havayolu yangına dayanıklı örtü veya taşıma bölmesi kullanabilir, akünün yüzde 25 veya daha düşük dolulukta teslim edilmesini isteyebilir ya da kendi risk değerlendirmesine göre akünün çıkarılmasını şart koşabilir. IATA 2026 akülü sandalye rehberi Bu nedenle “sandalyede takılı lityum aküde hiçbir sınır yoktur” demek tam olarak doğru olmaz. Sabit aküler için doğrudan bir yasak bulunmayabilir; fakat 300 Wh üzerindeki paketlerde son karar havayolu şirketine aittir. Uçak yolculuğu düşünülüyorsa hangi akü seçilmeli? En az belge ve kapasite sorunu çıkaran seçenek genellikle: Sızdırmaz jel veya AGM akü, ya da UN 38.3 belgeli, üzerinde Wh değeri yazan ve sandalyeye güvenli biçimde sabitlenmiş hazır LiFePO4 akü paketidir. Sık uçak yolculuğu yapan ve çıkarılabilir lityum akü isteyen kullanıcılar için 300 Wh’ın altında kalan hazır bir paket daha kolay olabilir. Örneğin 25,6 V 10 Ah paket yaklaşık 256 Wh’tır. Ancak bu kapasitenin sandalyenin motorlarına ve ihtiyaç duyulan menzile yetmesi gerekir. 40–80 Ah gibi büyük LiFePO4 paketler günlük kullanım ve menzil açısından avantajlıdır; fakat uçak yolculuğunda mutlaka önceden yazılı onay alınmalıdır. Uçuştan önce hazırlanması gereken bilgiler Havayoluna şu bilgiler verilmelidir: Sandalyenin marka ve modeli, Toplam ağırlığı ve ölçüleri, Akünün türü, Akünün çıkarılıp çıkarılamadığı, Volt, Ah ve Wh değeri, Aküyü devreden çıkarma yöntemi, LiFePO4 ise UN 38.3 belgesi, Akünün ve sandalyenin fotoğrafları. Aktarmalı uçuşlarda her uçuşu gerçekleştiren havayolundan ayrı onay almak gerekir. Ayrıca akü kabul edilse bile sandalyenin ağırlığı veya yüksekliği uçağın kargo kapısına uygun değilse taşıma reddedilebilir. Kısaca: Uçuş kolaylığı bakımından jel/AGM daha sorunsuzdur. LiFePO4 tercih edilecekse merdiven altı üretimden kesinlikle kaçınılmalı; hazır, etiketli, faturalı, garantili ve UN 38.3 belgeli akü alınmalıdır. Özellikle 300 Wh üzerindeki lityum paketler için bilet alınmadan önce havayolundan yazılı onay istenmelidir. -
Akülü Sandalye İçin Akü Seçimi ve Genel Bilgiler
Can S. bir konuya içerik ekledi : Tekerlekli Sandalyeler (manuel-akülü),
Akülü Sandalye İçin Akü Seçimi ve Genel Bilgiler Akülü sandalyenin menzili, ağırlığı ve yokuş performansı büyük ölçüde kullanılan aküye bağlıdır. Yanlış akü veya uyumsuz şarj cihazı ise akünün kısa sürede bozulmasına, sandalyenin aniden durmasına, kabloların ısınmasına ve ciddi güvenlik sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle akü seçerken yalnızca “24 volt” ve “kaç amper” olduğuna bakmak yeterli değildir. Akünün yapısı, BMS kartı, verebildiği akım, şarj cihazı, bağlantılar, sigorta ve işçilik birlikte değerlendirilmelidir. Akülü sandalyelerde kullanılan akü çeşitleri Jel ve AGM aküler Jel ve AGM aküler, kapalı tip kurşun-asit akülerdir. Halk arasında çoğu zaman genel olarak “kuru akü” olarak adlandırılırlar. Avantajları: Pek çok eski akülü sandalyeyle kolaylıkla kullanılabilir. Satın alma maliyetleri genellikle daha düşüktür. Uygun şarj cihazı ve yedek parça bulmak daha kolaydır. Bağlantı sistemleri uzun zamandır bilinmektedir. Dezavantajları: Oldukça ağırdırlar. Tamamen boşalmaktan çok etkilenirler. Kapasitelerinin tamamını düzenli kullanmak ömürlerini kısaltır. Bekletilirken boş kalırlarsa sülfatlaşarak erken bozulabilirler. Zamanla yük altında voltajları daha fazla düşmeye başlar. Jel ve AGM aküler hâlâ kullanılabilir. Ancak aküsü yenilenecek, garantisi bitmiş eski bir sandalyede ağırlığı azaltmak ve daha uzun çevrim ömrü elde etmek amacıyla LiFePO4 seçeneği de değerlendirilebilir. LiFePO4 aküler LiFePO4, yani lityum demir fosfat aküler, diğer bazı lityum türlerine göre daha kararlı ve uzun ömürlü bir yapıya sahiptir. Başlıca avantajları: Jel ve AGM akülerden çok daha hafiftir. Kullanılabilir kapasitesi daha yüksektir. Yük altında voltajını daha uzun süre korur. Doğru kullanıldığında yüksek çevrim ömrüne ulaşabilir. Kısmi dolulukta beklemekten kurşun-asit aküler kadar etkilenmez. Sandalyenin toplam ağırlığını önemli ölçüde azaltabilir. Dezavantajları: İlk alım maliyeti daha yüksektir. BMS, hücre ve bağlantı kalitesi büyük önem taşır. Uygun olmayan şarj cihazıyla kullanılmamalıdır. Eski sandalyenin göstergesi doluluk oranını doğru göstermeyebilir. Kalitesiz üretim ve kötü işçilik ciddi güvenlik riski oluşturabilir. 24 volt akü sistemi nasıl olmalıdır? Akülü sandalyelerin büyük bölümü 24 voltluk sistemle çalışır. Jel veya AGM kullanılan sandalyelerde bu değer çoğunlukla iki adet 12 volt akünün seri bağlanmasıyla elde edilir. LiFePO4 dönüşümünde ise özellikle sonradan hazırlanmış iki ayrı 12 voltluk paketi birleştirmek yerine, baştan 24 volt sistem için hazırlanmış tek parça bir akü paketi tercih edilmelidir. Piyasada “24 volt LiFePO4” olarak satılan paketlerin nominal değeri genellikle 25,6 volttur. Paket içerisindeki hücreler tek bir BMS tarafından birlikte takip edilir. Böylece hücrelerin şarjı, deşarjı ve dengelenmesi tek sistem üzerinden yönetilir. İki farklı özel üretim 12 volt lityum paketin seri bağlanması şu sorunlara yol açabilir: İki BMS’nin farklı zamanlarda korumaya geçmesi, Aküler arasında doluluk farkı oluşması, Bir akünün diğerinden önce kapanması, Şarj dengesizliği, Yokuşta veya kalkış sırasında sandalyenin aniden durması. Bu nedenle eski bir sandalyeyi lityuma çevirirken tek çıkışlı, tek BMS tarafından yönetilen, 24 volt sınıfında hazırlanmış paket daha sağlıklı bir seçimdir. Amper kapasitesi nasıl seçilir? Akünün amper-saat değeri, depolayabildiği enerji miktarıyla ve yaklaşık menzille ilgilidir. Ancak gereğinden büyük akü her kullanıcı için gerekli değildir. Burada önemli bir hesaplama ayrıntısı vardır: İki adet 12 V 40 Ah akü seri bağlandığında sistem 24 V 40 Ah olur. İki adet 12 V 60 Ah akü seri bağlandığında sistem 24 V 60 Ah olur. Seri bağlantıda voltajlar toplanır, amper-saat değeri toplanmaz. Bu nedenle iki adet 60 Ah akü bulunan sistem teknik olarak 120 Ah değil, 24 V 60 Ah’tir. Yaklaşık enerji hesabı volt × amper-saat şeklinde yapılabilir: 24 V × 40 Ah = yaklaşık 960 Wh 24 V × 60 Ah = yaklaşık 1.440 Wh 24 V × 80 Ah = yaklaşık 1.920 Wh Akü kapasitesi büyüdükçe genellikle: Menzil artar. Akünün fiyatı yükselir. Akünün ölçüsü ve ağırlığı artabilir. Tam şarj süresi uzar. Günlük kullanım mesafesi kısa olan bir kişinin gereğinden büyük ve pahalı bir paket alması şart değildir. Fakat kapasite yalnızca kilometreye bakılarak da seçilmemelidir. Kullanıcının ağırlığı, sandalyenin ağırlığı, yokuşlar, zemin, motor gücü, hava sıcaklığı ve güvenlik payı hesaba katılmalıdır. Kataloglarda yazan menzil değerleri düz yol, uygun sıcaklık ve yeni akü gibi ideal şartlarda ölçülür. Gerçek kullanımda menzil daha düşük olabilir. BMS kartı neden önemlidir? BMS, LiFePO4 akünün güvenlik ve yönetim sistemidir. Akü satın alırken yalnızca “BMS’li” olması yeterli değildir; BMS’nin kalitesi ve teknik değerleri de önemlidir. Kaliteli bir BMS şu korumaları sağlamalıdır: Aşırı şarj koruması, Aşırı boşalma koruması, Kısa devre koruması, Aşırı akım koruması, Yüksek sıcaklık koruması, Düşük sıcaklıkta şarj koruması, Hücre dengeleme. BMS’nin sürekli verebildiği akım ve kısa süreli tepe akımı da sandalyeye uygun olmalıdır. Akülü sandalye motorları ilk hareket sırasında, yokuş çıkarken veya engel aşarken normalden çok daha yüksek akım çekebilir. BMS yetersiz kalırsa akü dolu olsa bile: Sandalye yokuşta kapanabilir. Hızlanırken elektrik kesilebilir. BMS korumaya geçebilir. Sandalye ancak şarj cihazına bağlandıktan sonra yeniden çalışabilir. Bu nedenle kapasitesi yüksek fakat BMS’si zayıf bir akü, kapasitesi daha düşük ancak güçlü BMS’ye sahip bir aküden daha kötü sonuç verebilir. Merdiven altı lityum akülerden kaçınılmalı LiFePO4 akü alırken fatura ve yazılı garanti mutlaka aranmalıdır. Kaynağı belli olmayan hücrelerle evde veya küçük atölyelerde kontrolsüz şekilde hazırlanmış paketler tercih edilmemelidir. Akünün üzerinde en azından şu bilgiler bulunmalıdır: Üretici veya satıcı bilgisi, Akü kimyası: LiFePO4, Nominal voltaj, Amper-saat ve watt-saat kapasitesi, Maksimum şarj akımı, BMS sürekli ve tepe akımı, Üretim veya seri numarası, Garanti bilgisi. Hücrelerin birbirine bağlanması, kablo kesiti, soketler, yalıtım, kutu yapısı ve sigorta seçimi profesyonel şekilde yapılmalıdır. Kötü bağlantı yüksek direnç oluşturur; yüksek direnç de ısınmaya neden olur. Kalitesiz hücre, yetersiz BMS, ince kablo, yanlış sigorta veya hatalı şarj cihazı bir araya geldiğinde kısa devre, aşırı ısınma, yangın ve patlama riski oluşabilir. LiFePO4 diğer bazı lityum kimyalarına göre daha güvenli olsa da hatalı üretim ve kullanım karşısında tamamen risksiz değildir. Uygun şarj cihazı nasıl seçilir? Akünün ömrü ve güvenliği açısından şarj cihazı en az akünün kendisi kadar önemlidir. Jel ve AGM için şarj cihazı Jel veya AGM akülerde bu akü türüne uygun otomatik şarj cihazı kullanılmalıdır. Otomobil aküsü için üretilmiş şarj cihazları akülü sandalyelerde kullanılmamalıdır. Uygun cihaz: Akü dolduğunda şarj akımını otomatik olarak azaltmalı, Doğru voltajda çalışmalı, Akü kapasitesine uygun akım vermeli, Soket bağlantısı ve kutup yönü sandalyeye uygun olmalıdır. LiFePO4 için şarj cihazı LiFePO4 aküyle birlikte, o pakete uygun şarj cihazı alınmalıdır. Eski jel/AGM şarj cihazı, değerleri kontrol edilmeden lityum aküye bağlanmamalıdır. 24 volt sınıfındaki LiFePO4 paketlerin tam şarj voltajı çoğunlukla 29,2 volt civarındadır. Ancak kesin değer akünün etiketinde veya teknik belgesinde yazmalıdır. Şarj cihazının çıkış voltajı bu değerle uyumlu olmalıdır. Şarj cihazının amper değeri de önemlidir. Yüksek amperli cihaz daha hızlı şarj eder fakat: Akünün izin verdiği maksimum şarj akımını, BMS sınırını, Sandalyenin şarj soketini, Kablo ve sigorta kapasitesini aşmamalıdır. Örneğin 40 Ah bir akü için 4–8 amper aralığında bir şarj cihazı düşünülebilir; ancak kesin seçim akünün teknik değerleri ve kullanılan şarj bağlantısının kapasitesi dikkate alınarak yapılmalıdır. Soket aynı görünse bile artı ve eksi kutup sıralaması farklı olabilir. Şarj cihazı bağlanmadan önce kutup yönü mutlaka ölçülmelidir. Jel ve AGM aküler nasıl şarj edilmeli? Jel ve AGM aküler kullanım sonrasında şarj edilmelidir. Akünün tamamen boşalmasını beklemek doğru değildir. Derin deşarj akünün ömrünü kısaltır. Temel kullanım kuralları: Günlük kullanımdan sonra tam şarj edin. Aküyü boş durumda günlerce bekletmeyin. Şarj tamamlanmadan sürekli fişi çekmeyin. Aküyü tamamen bitirerek kullanmayın. Uzun süre kullanılmıyorsa doluluk seviyesini düzenli kontrol edin. Sandalye beklerken elektrik tüketiyorsa haftalık bakım şarjı yapın. Bağlantısı kesilmiş ve tam dolu aküleri de en geç ayda bir kontrol edin. Aküyü aşırı sıcak veya soğuk ortamda bırakmayın. Akıllı priz, şarjı hatırlatmak veya belirli günlerde çalıştırmak için kullanılabilir. Ancak uygun otomatik şarj cihazının yerini tutmaz. Süre çok kısa ayarlanırsa akü tam dolmadan şarj kesilebilir. Jel ve AGM akülerin tamamen boşaltılması gerekmez. Bu akülerde eski tip cihazlarda bilinen “hafıza etkisi” bulunmaz. Üreticiler de günlük kullanım sonrasında şarjı ve tam boşaltmadan kaçınmayı tavsiye etmektedir. MK Battery bakım ve şarj rehberi LiFePO4 aküler nasıl şarj edilmeli? LiFePO4 akülerin her kısa kullanımdan sonra mutlaka şarj edilmesi gerekmez. Kısmi dolulukta kullanılabilirler. Ancak BMS kapatana kadar tamamen boşaltmak alışkanlık hâline getirilmemelidir. Akü ömrünü korumak için: Mümkünse yüzde 20–30’un altına sık sık düşürmeyin. Sürekli BMS’nin düşük voltaj korumasına girmesini beklemeyin. Günlük ihtiyacınız yoksa uzun süre yüzde 100 dolu ve sıcak ortamda bırakmayın. Uygunsa yüzde 90 civarında şarj günlük kullanım için yeterli olabilir. Hücrelerin dengelenebilmesi için belirli aralıklarla tam şarj gerekebilir. Uzun süre kullanılmayacaksa yaklaşık yüzde 40–60 dolulukta saklayın. Saklama sırasında aküyü düzenli olarak kontrol edin. BMS’de düşük sıcaklık koruması yoksa donma noktasının altında şarj etmeyin. LiFePO4 akü tamamen boşalmasa bile şarj edilebilir. Kısmi şarj bu akülere zarar vermez. Uzun süreli saklamada yaklaşık yüzde 50 doluluk birçok LiFePO4 üreticisinin tavsiyesidir. LiFePO4 şarj ve saklama bilgileri Akü göstergesi neden farklı davranabilir? Eski sandalyelerin göstergeleri genellikle jel veya AGM akünün voltaj eğrisine göre çalışır. LiFePO4 akünün voltajı ise kullanım sırasında daha uzun süre sabit kalır. Bu nedenle dönüşümden sonra gösterge: Uzun süre tam dolu gösterebilir, Daha sonra hızlı şekilde düşebilir, Gerçek kalan kapasiteyi doğru göstermeyebilir. Bu durum her zaman akünün bozuk olduğu anlamına gelmez. Doluluk seviyesini daha doğru takip edebilmek için Bluetooth özellikli BMS veya LiFePO4 uyumlu kapasite göstergesi faydalı olabilir. Akü alırken kontrol listesi Satın almadan önce şu özellikler kontrol edilmelidir: Akü 24 voltluk sandalye sistemine uygun mu? LiFePO4 ise tek parça 24 volt sınıfında bir paket mi? Gerçek kapasitesi kaç Ah ve kaç Wh? BMS’nin sürekli ve tepe akımı kaç amper? Hücrelerin markası ve sınıfı belli mi? Uygun LiFePO4 şarj cihazı veriliyor mu? Şarj voltajı akünün değerleriyle uyumlu mu? Akünün ölçüsü sandalye içindeki bölüme uygun mu? Kablo kesiti ve soketler yeterli mi? Ana sigorta bulunuyor mu? Akü sağlam ve yalıtılmış bir kutu içinde mi? Faturası ve yazılı garantisi var mı? Arıza durumunda gerçek bir servis veya muhatap bulunuyor mu? Sonuç Eski bir akülü sandalyeyi LiFePO4 aküye çevirmek; ağırlığın azalması, kullanılabilir kapasitenin artması ve daha uzun akü ömrü gibi önemli avantajlar sağlayabilir. Ancak bunun için yalnızca hücre satın almak yeterli değildir. Güvenli bir sistemde akü hücreleri, BMS, şarj cihazı, kablolar, soketler, sigorta ve bağlantı işçiliği birlikte kaliteli olmalıdır. Eski sandalyelerde özellikle tek parça 24 volt sınıfında, hazır, teknik özellikleri belirtilmiş, faturalı ve garantili LiFePO4 paketler tercih edilmelidir. Kullanılmayacak kadar yüksek amper yaptırmak maliyeti artırır. En doğru kapasite; günlük mesafeyi, yokuşları, kullanıcı ve sandalye ağırlığını karşılayan, ayrıca beklenmeyen durumlar için yeterli güvenlik payı bırakan kapasitedir. -
umutsahin topluluğumuza katıldı
-
Recep topluluğumuza katıldı
-
Fehmi Çağlayan topluluğumuza katıldı
-
Albay13 topluluğumuza katıldı
-
Son güncelleme: 21 Ağustos 2026 Omurilik yaralanmasının tedavisi konusunda son birkaç yılda çok önemli bir değişim yaşanıyor. Araştırmalar artık yalnızca kaybedilen fonksiyonları rehabilitasyonla telafi etmeye değil; sinir liflerinin yeniden büyümesini sağlamak, omuriliğin kendi tamir mekanizmalarının önündeki biyolojik engelleri kaldırmak, sağlam kalmış sinir yollarını yeniden devreye sokmak ve beyin ile omurilik arasında elektronik bir köprü kurmak üzerine yoğunlaşıyor. 2026 itibarıyla dünyada özellikle altı alan öne çıkıyor: Omurilikte sinir büyümesini engelleyen moleküllerin etkisini ortadan kaldıran ilaçlar Elektriksel omurilik uyarımı ve ARC teknolojileri Beyin–omurilik dijital köprüleri ve beyin-bilgisayar arayüzleri Yapay zekâ destekli nöroprotezler Kök hücre ve mühendislik ürünü sinir dokusu tedavileri Brezilya'daki polilaminin gibi sinir büyümesini destekleyen biyolojik tedaviler Ancak bunların hangi aşamada olduğunu birbirinden ayırmak çok önemlidir. Bazıları insanlarda yüzlerce hastanın katıldığı çalışmalar görmüşken, bazıları henüz birkaç kişide denenmiştir; bazıları ise hâlâ hayvan deneyleri ve ilk insan uygulamasına hazırlık aşamasındadır. 1. “Omuriliğin iyileşmesini engelleyen protein” nedir? Halk arasında zaman zaman “omuriliğin kendisini iyileştirmesini engelleyen protein bulundu ve artık bunu kapatıyorlar” şeklinde anlatılıyor. Gerçekte tek bir protein değil, merkezi sinir sisteminde yeniden büyümeyi baskılayan birden fazla biyolojik fren sistemi bulunuyor. Bunların en ünlülerinden biri Nogo-A adlı proteindir. Nogo-A, merkezi sinir sistemindeki miyelin ve bazı sinir hücrelerinin yüzeyinde bulunur ve hasar sonrasında aksonların yeniden uzamasını baskılayan moleküllerden biridir. Bu nedenle araştırmacılar yıllardır Nogo-A'yı etkisizleştirerek sinir hücrelerinin yeniden filizlenmesine ve yeni bağlantılar kurmasına izin vermeye çalışıyor. citeturn786731view1turn802916search1 Bir başka önemli fren sistemi ise yaralanma bölgesinde oluşan skar dokusundaki CSPG'ler (chondroitin sulfate proteoglycans) ile bunların sinir hücrelerindeki PTPσ reseptörü arasındaki etkileşimdir. NVG-291 adlı deneysel ilaç tam olarak bu yolu hedefliyor. Yani yeni yaklaşımın mantığı şudur: “Siniri dışarıdan yeniden yapmak” yerine, bazı tedaviler sinir sisteminin üzerindeki biyolojik freni kaldırarak mevcut sinirlerin yeniden bağlantı kurma kapasitesini artırmaya çalışıyor. 2. Anti-Nogo-A / NG101: Omuriliğin biyolojik frenlerinden birini kaldırmak Bu alandaki en önemli insan çalışmalarından biri NG101 isimli anti-Nogo-A antikoru ile gerçekleştirildi. NISCI isimli Faz 2b çalışmasına akut servikal omurilik yaralanması bulunan hastalar katıldı. Çalışma randomize, çift kör ve plasebo kontrollüydü. Toplam analiz grubunda 78 kişi NG101, 48 kişi plasebo aldı. citeturn802916search0turn802916search1 Burada önemli bir bilimsel dürüstlük noktası var: Çalışmanın bütün hastaları kapsayan ana hedefinde NG101, plaseboya karşı istatistiksel olarak anlamlı üstünlük gösteremedi. Dolayısıyla “Nogo-A ilacı omurilik felcini iyileştirdi” demek bugün için doğru değildir. Ancak motor olarak inkomplet yaralanması bulunan hastaların sonradan yapılan alt grup analizlerinde üst ekstremite motor fonksiyonu ve öz bakım açısından tedavi lehine sinyaller ortaya çıktı. Ayrıca somatosensoriyel uyarılmış potansiyellerle bazı sinir yollarının hâlâ korunduğu gösterilebilen hastalarda tedavi etkisi daha belirgin bulundu. citeturn802916search5 Daha da ilginci, Mayıs 2026'da Nature Communications'da yayımlanan ileri MRI analizinde NG101 alan kişilerde lezyon hacminin daha hızlı küçülmesi ve omurilik dokusundaki bazı dejenerasyon göstergelerinin daha yavaş ilerlemesi saptandı. Araştırmacılar bunun NG101'in dejenerasyonu azaltması veya sinir liflerinin filizlenmesini desteklemesiyle uyumlu olabileceğini bildirdi. citeturn786731view1 Sonuç Umut düzeyi: Yüksek, fakat kanıt henüz kesin değil. Anti-Nogo-A yaklaşımı biyolojik olarak çalışıyor gibi görünen ve insan omuriliğinde yapısal etkileri ölçülebilmiş önemli bir rejenerasyon stratejisi. Fakat yeni çalışmaların hangi hasta grubunun gerçekten fayda gördüğünü doğrulaması gerekiyor. Kaynak: The Lancet Neurology, 2025. DOI: 10.1016/S1474-4422(24)00447-2 Nature Communications, 2026. DOI: 10.1038/s41467-026-71412-0 ClinicalTrials.gov: NCT03935321 3. NVG-291: Kronik omurilik yaralanmasında en yakından izlenmesi gereken ilaçlardan biri Bugün ilaç tedavileri içinde belki de en fazla dikkat edilmesi gereken programlardan biri NervGen tarafından geliştirilen NVG-291. NVG-291'in hedefi Nogo-A'dan farklıdır. Omurilik yaralandıktan sonra oluşan glial skar çevresinde CSPG adlı moleküller yoğunlaşır. Bunlar PTPσ adlı reseptör üzerinden sinir uzamasını ve plastisiteyi baskılar. NVG-291 bu PTPσ sistemini modüle ederek sinir sisteminin yeniden bağlantı kurmasına izin vermeye çalışıyor. En dikkat çekici tarafı, ilk çalışmanın yalnızca yeni yaralanmış kişilerde değil, yaralanmasının üzerinden 1–10 yıl geçmiş kronik servikal motor-inkomplet hastalarda yapılmış olmasıdır. citeturn789808search13 CONNECT SCI Faz 1b/2a çalışmasının kronik grubunda yaklaşık 20 hasta değerlendirildi. Şirket tarafından açıklanan sonuçlarda, el kullanımını ölçen GRASSP Quantitative Prehension testinde 12 haftada NVG-291 grubunda ortalama +3,7 puan, plaseboda +0,4 puan değişim görüldü. Bununla birlikte bu küçük bir erken faz çalışmasıdır ve bazı analizler istatistiksel kesinlik düzeyine ulaşmamıştır. citeturn789808search2turn789808search7 Mayıs 2026'da şirket ayrıca bağımsız ve körleştirilmiş hareket analizlerinin sonuçlarını açıkladı. Yürüme kalitesi; koordinasyon, mekanik efor ve postüral stabilite açısından NVG-291 lehine istatistiksel sonuçlar bildirildi. Ancak burada önemli bir uyarı vardır: bu sonuçlar henüz büyük, hakemli bir Faz 3 makalesinin sonucu değildir; küçük örneklemli erken klinik veriler ve şirket açıklamalarıdır. citeturn789808search3 Daha önemlisi, FDA ile yapılan Faz 2 sonu görüşmesinin ardından RESTORE adlı Faz 3 kayıt çalışmasının tasarımı üzerinde anlaşmaya varıldı. 13 Ağustos 2026 tarihli son açıklamaya göre ABD ve Kanada'daki merkezlerin aktivasyonu ve hasta taramasının Eylül 2026'da başlaması, ilk hastanın kısa süre sonra tedavi edilmesi planlanıyor. citeturn648884search0turn648884search4 Bu nedenle 2026–2028 döneminde omurilik yaralanması alanında izlenmesi gereken en önemli klinik araştırmalardan biri RESTORE olacaktır. Sonuç Umut düzeyi: Çok yüksek / kritik Faz 3 doğrulaması bekleniyor. NVG-291'in Faz 3'te de aynı etkiyi göstermesi halinde kronik omurilik yaralanmasına yönelik ilk ciddi nöro-reparatif ilaçlardan biri olma ihtimali bulunuyor. Ama Faz 3 sonucu alınmadan “tedavi kanıtlandı” denemez. Kaynak: CONNECT SCI – ClinicalTrials.gov: NCT05965700 NervGen RESTORE Faz 3 programı, FDA End-of-Phase 2 görüşmesi, Nisan 2026 NervGen Q2 güncellemesi, 13 Ağustos 2026 4. ARC-EX: Deneysel olmaktan çıkıp FDA onayı alan önemli teknoloji Elektriksel nöromodülasyon alanında en somut gelişmelerden biri ONWARD Medical'ın ARC-EX sistemi. ARC-EX ameliyat gerektirmeden, deri üzerinden servikal omuriliğe programlanmış elektriksel uyarılar veriyor. Amaç hasarın altında ve üstünde hâlâ mevcut olan sinir ağlarını daha uyarılabilir hâle getirerek rehabilitasyon sırasında beyinden gelen zayıf sinyallerin etkisini artırmak. Up-LIFT çalışmasında kronik servikal yaralanmalı 60 hastanın 43'ü, yani %72'si, hem güç hem de fonksiyon alanında önceden belirlenen klinik olarak anlamlı iyileşme kriterlerini karşıladı. citeturn720788view0 ABD FDA, ARC-EX sistemine 19 Aralık 2024'te De Novo izni verdi. Sistem daha sonra evde kullanımı da kapsayacak şekilde genişletildi. citeturn285056search0turn786731view5 Bugünkü ABD ve Avrupa endikasyonu özellikle: 18–75 yaş arasında, C2–C8 seviyelerinde kronik, ilerleyici olmayan inkomplet omurilik yaralanmasına bağlı el duyusu ve el gücü kaybı bulunan kişiler içindir. citeturn285056search11 Bu çok önemlidir çünkü ARC-EX artık yalnızca bir laboratuvar projesi değildir. Fakat ARC-EX'in yaptığı şey kopmuş omuriliği anatomik olarak yeniden birleştirmek değildir. Var olan sinir ağlarının kullanılabilirliğini artıran bir nöromodülasyon tedavisidir. Sonuç Klinik olgunluk: Bu listedeki en ileri teknolojilerden biri. Rejenerasyon tedavisi mi? Hayır. Fonksiyon artırabilir mi? Belirli inkomplet servikal hastalarda evet; bunun için FDA izni bulunmaktadır. 5. Epidural omurilik stimülasyonu: Ayağa kalkma ve yürüme çalışmalarında önemli ilerleme Epidural elektriksel stimülasyonda elektrotlar cerrahi olarak omuriliğin özellikle lumbosakral bölgesinin üzerine yerleştiriliyor. Amaç bacakları kontrol eden omurilik ağlarını yeniden “harekete hazır” hâle getirmek. Beyinden kalan çok zayıf sinyaller, duyusal geri bildirim ve yoğun rehabilitasyon bu uyarımla birleştiriliyor. Bugüne kadar bazı kronik ve hatta klinik olarak “motor komplet” sınıflandırılmış hastalarda stimülasyon açıkken istemli hareket, ayakta durma ve destekli yürüme gösterildi. Ancak sonuçlar hastadan hastaya çok değişiyor ve korunmuş sinir yolları son derece önemli. Temmuz 2026 tarihli güncel bir inceleme de epidural stimülasyonun umut verici olduğunu fakat daha büyük çok merkezli randomize çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor. citeturn449648search0turn449648search2 Burada önemli bir dengeleyici sonuç da var. 2026'da yayımlanan eWALK adlı çok merkezli, üçlü kör, sham kontrollü araştırmada deri üzerinden yapılan lumbosakral stimülasyonun lokomotor eğitimine eklenmesi, yürüme açısından sham grubuna karşı beklenen üstünlüğü göstermedi. Her iki grup da rehabilitasyonla gelişti. citeturn449648search4turn449648search5 Bu sonuç “elektriksel stimülasyon işe yaramıyor” anlamına gelmiyor. Daha çok uyarımın bölgesi, hasta seçimi, yaralanma tipi ve hedeflenen fonksiyonun son derece önemli olduğunu gösteriyor. 6. ARC-IM: İmplante edilen omurilik stimülatörü ONWARD'ın diğer sistemi ARC-IM, cerrahi olarak implante edilen omurilik stimülasyon platformudur. Bu teknoloji yalnızca hareket için değil, omurilik felcinde çok önemli olan otonom sorunlar için de araştırılıyor. Özellikle kan basıncı kontrolünün kaybolduğu yüksek seviyeli yaralanmalarda omurilik devrelerinin elektrikle uyarılması üzerinde çalışılıyor. 2026 itibarıyla Empower BP adlı pivotal çalışma kronik omurilik yaralanmasında kan basıncı instabilitesini tedavi etmek üzere yürütülüyor. ARC-IM henüz genel ticari kullanım için onaylanmış bir sistem değildir; araştırma ürünüdür. 7. Beyin–omurilik “dijital köprüsü”: Felçli bölgenin üzerinden elektronik bağlantı Son yılların en çarpıcı gelişmelerinden biri Brain–Spine Interface, yani beyin–omurilik arayüzü. Mantığı çok güçlü: Omurilik yaralanması beyinden bacaklara giden mesajı kesiyorsa, neden bu mesajı elektronik olarak hasarlı bölgenin üzerinden atlatmayalım? İsviçre'deki EPFL/CHUV ekibinin Nature'da yayımlanan çalışmasında beyin korteksine yerleştirilen implantlar hastanın yürüme niyetini algıladı. Bilgisayar bu sinyali çözdü ve gerçek zamanlı olarak bel bölgesindeki epidural omurilik stimülatörüne gönderdi. Böylece kronik tetraplejisi bulunan bir katılımcı: ayağa kalkabildi, yürüyebildi, merdiven çıkabildi, farklı zeminlerde hareket edebildi. Sistem bir yıldan uzun süre kararlı çalıştı. Yoğun nörorehabilitasyon sonrasında katılımcının cihaz kapalıyken de koltuk değnekleriyle bazı yürüme fonksiyonlarını geri kazandığı bildirildi. citeturn787551search0turn787551search2 Fakat çalışmanın tek kişide yapıldığını ve kişinin omuriliğinde ağır fakat anatomik olarak kısmi hasar bulunduğunu unutmamak gerekiyor. Kaynak: Nature, 2023. DOI: 10.1038/s41586-023-06094-5 8. Yapay zekâ destekli “Double Neural Bypass”: 2026'nın en dikkat çekici çalışmalarından biri Temmuz 2026'da Nature Medicine'da yayımlanan Double Neural Bypass – DNB çalışması yapay zekâ, beyin implantı, omurilik stimülasyonu ve kas uyarımını aynı sistemde birleştirdi. Çalışmaya dalış kazası sonrası C4 duyusal / C5 motor komplet tetraplejisi bulunan 42 yaşında bir kişi katıldı. Sistem beyindeki motor korteksten gelen sinyalleri okuyordu. Hareket niyetini çözmek için yapay sinir ağları kullanıldı; hassas kavrama kuvvetini ayarlamak için ise deep reinforcement learning – derin pekiştirmeli öğrenme kullanıldı. Aynı sistem omurilik stimülasyonu, kas stimülasyonu ve beyne duyusal geri bildirim sağladı. citeturn720788view2 Katılımcı sistem sayesinde: kendi kendine yemek yiyebildi, bardaktan içebildi, kırılgan cisimleri kontrollü şekilde kavrayabildi, dirsek fleksiyonunda kalıcı motor gelişme gösterdi, bilek bölgesinde dokunma duyusunda kalıcı gelişme gösterdi. citeturn720788view3 Bu özellikle önemli çünkü sistem yalnızca “robot kolu düşünceyle hareket ettirmek” değil; beyin, omurilik ve periferik sinir sistemini birlikte eğiterek nöroplastisite oluşturmaya çalışıyor. Ancak çalışma şimdilik tek hastalı bir ilk-insan çalışmasıdır. Genel tedavi olarak sunulamaz. Kaynak: Nature Medicine, 2026. DOI: 10.1038/s41591-026-04498-0 9. Beyin-bilgisayar arayüzleri ve robotik dış iskeletler BCI teknolojilerinde EEG veya doğrudan beyin implantlarıyla kişinin “yürüme”, “elini kapatma” veya “ayağını hareket ettirme” niyeti belirlenip robotik sistemlere aktarılıyor. 2026'da yayımlanan küçük randomize bir pilot araştırmada BCI kontrollü dış iskelet eğitimi, yalnızca dış iskelet eğitimine karşı değerlendirildi. BCI grubunda alt ekstremite motor skorunda gelişme ve EEG'de kortikal ağların yeniden organizasyonunu düşündüren değişiklikler görüldü. Ancak çalışma yalnızca 21 kişiydi ve bütün yürüme ölçümlerinde gruplar arasında kesin üstünlük gösterilemedi. Bu sistemler özellikle beyin ile kas hareketinin tekrar tekrar eş zamanlı eşleştirilmesi yoluyla nöroplastisiteyi artırma açısından araştırılıyor. Neuralink gibi sistemler de tetraplejili kişilerin bilgisayar veya telefon kontrolünü düşünce yoluyla gerçekleştirmesini hedefliyor. Bunlar önemli bağımsızlık teknolojileridir fakat omurilik dokusunu iyileştiren tedaviler değildir. 10. Japonya: iPSC kök hücrelerinden üretilen sinir öncül hücreleri 2026'nın hücresel tedaviler alanındaki en önemli yayınlarından biri Japonya'daki Keio Üniversitesi ekibinden geldi. Nature Medicine'da Temmuz 2026'da yayımlanan Faz 1 araştırmada, subakut ve başlangıçta AIS A komplet omurilik yaralanması bulunan dört hastaya insan iPSC'lerinden üretilmiş sinir kök/öncül hücreleri nakledildi. Tedavi yaralanmadan yaklaşık 14–28 gün sonraki subakut dönemde uygulandı. En önemli sonuç güvenlikti: 2–4 yıllık takipte tümör oluşumu veya greftle ilişkili advers olay görülmedi. citeturn924145view1 Fonksiyon açısından dört hastanın tamamında bazı motor gelişmeler görüldü. Bir yılda toplam motor skordaki medyan artış 13 puandı. Dört kişiden biri AIS A'dan C'ye, biri ise AIS A'dan D'ye dönüştü. citeturn924145view1turn720788view5 Bu çok umut verici bir sonuçtur. Ancak çalışma yalnızca dört kişiden oluşuyor, kontrol grubu yok ve subakut dönemde doğal iyileşmenin katkısını tamamen ayırmak mümkün değil. Araştırmacıların kendileri de çalışmanın etkinliği kanıtlamak için tasarlanmadığını özellikle vurguluyor. Sonuç Hücre tedavisinde çok önemli bir güvenlik ve uygulanabilirlik kilometre taşıdır; fakat henüz kanıtlanmış tedavi değildir. Kaynak: Nature Medicine, 2026. DOI: 10.1038/s41591-026-04549-6 11. Diğer kök hücre programları: LCTOPC1 ve NSI-566 Omurilik yaralanmasında yalnızca Japon iPSC programı bulunmuyor. LCTOPC1, embriyonik kök hücrelerden üretilmiş oligodendrosit progenitör hücreleri kullanıyor. Daha önce servikal yaralanmalarda erken faz insan çalışmaları yapıldı. DOSED – NCT06841770 adlı yeni çalışma hem subakut hem de belirli kronik hastalarda LCTOPC1'i ve yeni hücre nakil sistemini araştırıyor. Bir diğer yaklaşım NSI-566 insan spinal cord-derived neural stem cells. Haziran 2026'da yayımlanan uzun dönem takipte kronik komplet servikal yaralanmalı üç katılımcıda beş yıllık takip boyunca hücrelerle ilişkili tümör gelişimi bildirilmedi; iki hastada bazı klinik/elektrofizyolojik gelişme sinyalleri görüldü. Ancak üç kişilik kontrolsüz çalışma etkinlik kanıtı sayılamaz. 2026 tarihli geniş bir bilimsel inceleme, dünyada sinir kök/öncül hücreleriyle yapılmış 19 klinik çalışmayı değerlendirdi ve bugün itibarıyla omurilik yaralanması için hiçbir neural progenitor cell ürününün tam düzenleyici onay almadığını vurguladı. citeturn627390search7turn627390search10 12. Brezilya: Polilaminin tedavisi neden bu kadar konuşuluyor? Brezilya'da geliştirilen polilaminin, 2026'nın en fazla dikkat çeken rejeneratif yaklaşımlarından biri. Laminin, hücre dışı matriksin doğal bir bileşenidir ve periferik sinirlerin büyümesinde önemli rol oynar. Polilaminin ise lamininin laboratuvarda polimerize edilmiş, sinir büyümesine uygun bir ortam sağlamayı amaçlayan formudur. Yani polilaminin Nogo-A gibi “engelleyici proteini kapatan” bir tedavi değildir. Tam tersine, hasarlı bölgeyi sinir liflerinin büyümesine daha elverişli bir ortam hâline getirmeyi amaçlar. citeturn924145view2 2026'da Spinal Cord dergisinde sekiz AIS A akut omurilik yaralanmalı hastanın ilk-insan pilot çalışması yayımlandı. Hastalara yaralanmadan ortalama 2,3 gün sonra doğrudan omurilik içine polilaminin enjekte edildi. Sekiz hastadan altısında en az iki AIS derecelik nörolojik değişim raporlandı. Beşi AIS C'ye, biri AIS D'ye ilerledi. citeturn720788view6turn924145view3 Bu rakamlar son derece dikkat çekici. Fakat çalışmanın: yalnızca sekiz kişiden oluşması, kontrol grubunun bulunmaması, akut dönemde yapılması, hastaların yoğun rehabilitasyon alması nedeniyle polilamininin bu iyileşmeye ne kadar katkıda bulunduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir. Üç katılımcı takip sırasında yaşamını kaybetti. Ölüm nedenleri pnömoni, kardiyovasküler komplikasyon ve sepsis olarak bildirildi ve Brezilya etik otoritesinin değerlendirmesinde müdahaleye bağlı kabul edilmedi. Araştırmacılar da çalışmalarının etkinliği kanıtlamak için yeterli olmadığını açıkça belirtiyor. citeturn924145view2turn924145view3 Burada ikinci önemli gelişme şu: Brezilya'nın resmi düzenleyici kurumu ANVISA, 5 Ocak 2026'da yeni bir Faz 1 polilaminin güvenlik çalışmasına izin verdi. Bu yeni protokol akut, komplet torasik T2–T10 yaralanmalı beş kişiyi kapsıyor. citeturn786731view10 Dolayısıyla polilaminin bugün Brezilya'da “kanıtlanmış rutin omurilik tedavisi” değil; insan klinik araştırmasına resmen geçmiş deneysel bir rejenerasyon tedavisidir. Kaynak: Spinal Cord, 2026. DOI: 10.1038/s41393-026-01238-6 ANVISA, 5 Ocak 2026 13. İsrail: Matricelf ve kişiye özel “mühendislik ürünü omurilik dokusu” İsrail'deki gelişme özellikle kronik komplet yaralanması bulunan kişiler açısından çok dikkat çekici. Tel Aviv Üniversitesi Prof. Tal Dvir'in laboratuvarında geliştirilen ve Matricelf tarafından klinik ürüne dönüştürülmeye çalışılan teknoloji, kişiye özel otolog mühendislik ürünü sinir dokusu implantı oluşturmayı hedefliyor. Hastadan kan alınıyor. Hücreler iPSC, yani indüklenmiş pluripotent kök hücrelere dönüştürülüyor. Bunlardan hastaya özel sinir dokusunun hücresel bileşeni oluşturuluyor ve biyomateryallerle kişiye özel bir sinir implantı üretiliyor. Amaç hasarlı omurilik bölgesine adeta biyolojik bir “yedek parça” yerleştirmek. citeturn720788view10 2026'da birkaç önemli gelişme oldu: Matricelf 248 hayvan üzerinde yürüttüğünü bildirdiği GLP güvenlik çalışmasında tedaviyle ilişkili toksisite, tümör veya uzak organlara implant göçü görmediğini açıkladı. Ayrıca kronik omurilik yaralanmasına yönelik yeni preklinik etkinlik çalışmasına başladı. citeturn419374search0 Temmuz 2026'da Loewenstein Rehabilitation Medical Center etik kurulu, AIS A ve T2–T12 komplet torasik yaralanmalı kişilerin belirlenmesi ve kişisel implant üretimi için kan örneklerinin alınmasına izin verdi. citeturn419374search0turn419374search1 Ve 19 Ağustos 2026'da Tel Aviv Üniversitesi, uygun hastaların belirlenmesine yönelik hazırlıkların başladığını ve şartlar gerçekleşirse ilk potansiyel insan implantasyonunun 2027'nin ilk yarısında yapılmasının hedeflendiğini açıkladı. citeturn720788view8 Ancak çok kritik bir ayrıntı var: Henüz bir hastaya Matricelf omurilik implantı uygulanmış değildir. Tel Aviv Üniversitesi açıkça, hasta belirleme ve kan alma sürecinin insan implantasyonu veya klinik çalışma için resmi izin anlamına gelmediğini; uygulamanın ancak İsrail Sağlık Bakanlığının nihai izninden sonra başlayabileceğini belirtiyor. citeturn720788view9 Sonuç Bilimsel açıdan çok heyecan verici, özellikle kronik AIS A hastaları için önemli bir proje; ancak bugün itibarıyla preklinikten ilk-insan aşamasına geçiş hazırlığındadır. 14. Derin beyin stimülasyonu ile yürümeyi kolaylaştırma Nature Medicine'da yayımlanan başka bir çalışmada araştırmacılar beynin lateral hipotalamus bölgesinin derin beyin stimülasyonunun yürümeyi etkileyip etkilemediğini araştırdı. İki inkomplet omurilik yaralanmalı hastada stimülasyon açıldığında yürüme performansında hızlı gelişmeler görüldü; rehabilitasyon sonrasında bazı kazanımlar stimülasyon kapatıldığında da devam etti. Çalışma sadece iki kişide olduğundan deneysel kabul edilmelidir fakat omurilik yaralanmasında yalnızca omuriliğin değil, beyindeki motor ve motivasyon ağlarının da terapötik olarak modüle edilebileceğini gösteren ilginç bir alan açtı. Kaynak: Nature Medicine. DOI: 10.1038/s41591-024-03306-x 15. Eksozomlar, hidrojeller, gen tedavisi ve biyomateryaller Laboratuvar tarafında bundan da geniş bir gelecek teknolojileri grubu bulunuyor. Bunlar arasında: kök hücrelerden elde edilen ekstrasellüler veziküller ve eksozomlar, ilaç veya büyüme faktörü taşıyan hidrojeller, üç boyutlu sinir iskeleleri, genetik olarak değiştirilmiş sinir progenitör hücreleri, büyüme faktörü salan biyomateryaller, sinir organoidleri yer alıyor. 2026 tarihli kapsamlı incelemeler hücre, ekstrasellüler vezikül, biyomateryal ve nöromodülasyonun gelecekte tek tek değil, kombine tedaviler şeklinde kullanılmasının özellikle önemli olacağını öngörüyor. citeturn627390search0turn627390search6 Eksozomlar hayvan çalışmalarında inflamasyonu azaltma, akson büyümesini, damarlaşmayı ve miyelinizasyonu destekleme açısından umut veriyor. Ancak insan kanıtı çok erken aşamada. 2026 tarihli değerlendirmelerde insan etkinliğinin henüz yeterli randomize çalışmalarla gösterilmediği özellikle belirtiliyor. citeturn627390search2turn627390search5 Bu nedenle bugün ücret karşılığı “eksozomla omurilik yenileme” veya benzeri kesin sonuç vaat eden uygulamalar bilimsel klinik araştırmalarla karıştırılmamalıdır. 16. Komplet ve inkomplet omurilik yaralanması arasındaki kritik fark Yeni tedavileri değerlendirirken belki de en önemli konu budur. AIS A = klinik olarak komplet yaralanma, anatomik olarak omuriliğin mutlaka tamamen ikiye ayrıldığı anlamına gelmez. Bazı AIS A hastalarda mikroskobik veya fonksiyonel olarak sessiz kalan sinir köprüleri bulunabilir. Elektriksel stimülasyon ve beyin–omurilik arayüzlerinin bazı hastalarda sonuç vermesinin nedenlerinden biri bu olabilir. citeturn449648search2 Fakat birçok tedavinin başarı ihtimali korunmuş sinir yolları arttıkça yükselmektedir. Örneğin: Anti-Nogo-A: motor inkomplet ve elektrofizyolojik olarak korunmuş yolları bulunan kişilerde daha güçlü sinyal verdi. ARC-EX: mevcut FDA endikasyonu inkomplet C2–C8 yaralanmaları kapsıyor. NVG-291'in ilk kronik grubu: servikal motor inkomplet yaralanmalardan oluşuyordu. Buna karşılık: Polilaminin: akut AIS A hastalarda denendi. Japon iPSC çalışması: subakut AIS A hastalarda yapıldı. Matricelf: ilk klinik programa AIS A komplet torasik T2–T12 hastalarla hazırlanıyor. Double Neural Bypass: motor/duyusal komplet tetraplejisi bulunan tek bir kişide önemli fonksiyon kazandırdı. Bu nedenle “hangi tedavi daha iyi?” sorusunun cevabı kişinin yaralanma seviyesi, AIS derecesi, yaralanmanın üzerinden geçen süre, MRI'daki doku köprüleri, elektrofizyolojik iletim ve alt motor nöronların durumu bilinmeden verilemez. 17. Bugün itibarıyla hangi gelişmeler en güçlü? Teknoloji / Tedavi Ağustos 2026 durumu En önemli yorum ARC-EX FDA izinli, CE işaretli Belirli kronik inkomplet servikal hastalarda el duyusu/gücünü geliştirmeye yönelik gerçek klinik kullanım NVG-291 Faz 1b/2a tamamlandı; Faz 3 RESTORE taraması Eylül 2026 için planlı Kronik yaralanmada en önemli ilaç adaylarından biri; Faz 3 belirleyici olacak Anti-Nogo-A / NG101 Faz 2b tamamlandı Ana sonuç negatif fakat inkomplet/korunmuş yol alt gruplarında ve MRI biyobelirteçlerinde önemli sinyal Epidural stimülasyon Çok sayıda erken insan çalışması Bazı hastalarda istemli hareket/ayakta durma/yürüme; hasta seçimi kritik Beyin–omurilik dijital köprü İlk insan uygulamaları Düşünceyi doğrudan omurilik stimülasyonuna bağlayabiliyor; henüz deneysel Double Neural Bypass + AI Tek hastalık ileri nöroprotez çalışması Komplet tetraplejide el fonksiyonu ve duyu açısından çok etkileyici fakat erken aşama Japon iPSC hücre tedavisi İlk insan Faz 1, dört hasta 2–4 yıllık güvenlik umut verici; etkinlik için daha büyük kontrollü çalışma şart Brezilya polilaminin İlk insan verisi + yeni resmi Faz 1 Çok dikkat çekici AIS dönüşümleri fakat küçük kontrolsüz çalışma Matricelf – İsrail İlk-insan hazırlığı Kronik AIS A için çok ilginç; ilk olası implantasyon 2027, henüz insan tedavisi yapılmadı Eksozom/hidrojel/gen tedavileri Çoğunlukla preklinik Uzun vadede kombinasyon tedavilerinin önemli parçaları olabilir 18. Belki de geleceğin gerçek tedavisi tek bir yöntem olmayacak Bugünkü bilimsel veriler giderek aynı noktaya işaret ediyor: Omurilik yaralanması yalnızca “kopmuş bir kabloyu birleştirme” problemi değildir. Aynı anda: sinir hücreleri kaybolur, aksonlar hasar görür, miyelin kaybolur, inflamasyon oluşur, glial skar gelişir, büyümeyi engelleyen moleküller artar, kullanılmayan beyin ve omurilik devreleri zamanla yeniden organize olur. Bu nedenle gelecekte en güçlü yaklaşım muhtemelen bir kombinasyon tedavisi olacaktır. Örneğin gelecekte şu senaryo bilimsel olarak oldukça anlamlı görünmektedir: Rejeneratif ilaç + hücre/doku tedavisi + elektriksel omurilik stimülasyonu + yoğun görev odaklı rehabilitasyon + yapay zekâ destekli beyin–omurilik arayüzü. Bir tedavi sinir büyümesinin önündeki freni kaldırabilir. Başka bir tedavi hasarlı bölgeye yeni hücre veya biyolojik köprü sağlayabilir. Elektriksel stimülasyon yeni oluşan veya sessiz kalan yolları kullanılabilir hâle getirebilir. Yapay zekâ sistemi ise beynin hareket niyetini öğrenip doğru zamanda doğru omurilik devresini uyarabilir. Asıl büyük dönüşümün bu teknolojilerin birleşmesiyle yaşanması olası görünüyor. 2026'daki bilimsel literatür de giderek multimodal tedavilere yöneliyor. citeturn627390search0 19. “Kök hücre ile kesin yürütüyoruz” diyen kliniklere karşı dikkat Omurilik felçli bireylerin umut arayışı ne yazık ki ticari olarak da çok istismar ediliyor. Bir kliniğin “%80 başarı”, “kesin yürüme”, “kök hücre ile omuriliği yeniliyoruz”, “eksozomla sinirleri açıyoruz” gibi iddialarda bulunması, bunun bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu anlamına gelmez. Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Derneği ISSCR, yeterli bilimsel kanıt olmadan ticari şekilde uygulanan kök hücre ve hücresel tedaviler konusunda açık biçimde uyarıyor ve bu tür tedavilerin düzenlenmiş klinik araştırmalar içinde değerlendirilmesini öneriyor. citeturn714087search0turn714087search24 FDA da onaysız rejeneratif ürünlerle ilişkili enfeksiyon, tümör oluşumu ve ciddi nörolojik komplikasyonlar dahil advers olaylar bildirildiğini belirtiyor. citeturn714087search2turn714087search8 Bir tedavi araştırılırken en azından şu bilgiler aranmalıdır: ClinicalTrials.gov veya ülkenin resmi klinik çalışma kaydı var mı? Etik kurul ve düzenleyici kurum izni var mı? Hakemli bilimsel makale yayımlandı mı? Kontrol grubu var mı? Kaç hasta tedavi edildi? Sonuçlar yalnızca hasta videosundan mı ibaret, yoksa AIS, ISNCSCI, GRASSP, SCIM gibi standart ölçümler kullanıldı mı? Ciddi yan etkiler açıkça bildiriliyor mu? Tedavi şirketin reklam sayfasından başka bağımsız bilimsel kaynaklarda doğrulandı mı? 20. Genel değerlendirme: Gerçekten umut var mı? Evet. Bugün geçmişe kıyasla bilimsel olarak çok daha güçlü bir umut var. Bunun nedeni tek bir mucize ilaç bulunması değil. İlk kez aynı anda: sinir büyümesinin önündeki moleküler frenleri hedefleyen ilaçlar insanlarda deneniyor, kronik omurilik yaralanmasına yönelik bir nöroreparatif ilaç Faz 3'e yaklaşıyor, elektriksel stimülasyon belirli hasta gruplarında düzenleyici onay aldı, beyin ile omurilik arasında gerçek zamanlı dijital köprü kurulabiliyor, yapay zekâ bir hastanın düşüncesini hassas kavrama hareketine çevirebiliyor, iPSC kaynaklı sinir hücrelerinin insan omuriliğine nakli birkaç yıllık takipte tümör oluşturmadan gerçekleştirilebildi, akut komplet yaralanmalarda polilaminin gibi yeni biyolojik yaklaşımlardan dikkat çekici ilk insan verileri geliyor, kronik komplet yaralanma için İsrail'de kişiselleştirilmiş mühendislik ürünü sinir dokusunun ilk-insan uygulamasına hazırlık yapılıyor. Ancak 21 Ağustos 2026 itibarıyla kronik ve anatomik olarak ağır omurilik yaralanmasını güvenilir biçimde yeniden oluşturduğu ve hastaların çoğunda kaybedilen fonksiyonu geri getirdiği kanıtlanmış bir “kesin tedavi” henüz bulunmamaktadır. Buna rağmen bilim dünyası artık yalnızca felçle yaşamayı kolaylaştırmaya değil, sinir sistemini yeniden bağlamaya ve onarmaya çalışıyor. Ve belki de son yıllardaki en büyük değişiklik budur. Önemli bilimsel kaynaklar Weidner N. ve ark. Safety and efficacy of intrathecal antibodies to Nogo-A in acute cervical spinal cord injury. The Lancet Neurology, 2025. DOI: 10.1016/S1474-4422(24)00447-2 Farner L. ve ark. Anti-Nogo-A NG101 treatment induces changes in spinal cord micro- and macrostructure following spinal cord injury. Nature Communications, 2026. DOI: 10.1038/s41467-026-71412-0 NG101 / NISCI: ClinicalTrials.gov NCT03935321 NVG-291 / CONNECT SCI: ClinicalTrials.gov NCT05965700 Inanici F. ve ark. Non-invasive spinal cord electrical stimulation for arm and hand function in chronic tetraplegia. Nature Medicine, 2024. DOI: 10.1038/s41591-024-02940-9 FDA ARC-EX De Novo: DEN240014 Lorach H. ve ark. Walking naturally after spinal cord injury using a brain–spine interface. Nature, 2023. DOI: 10.1038/s41586-023-06094-5 A neuroprosthesis for restoring hand movement and sensation in a person with complete tetraplegia. Nature Medicine, 2026. DOI: 10.1038/s41591-026-04498-0 An iPSC-derived neural progenitor cell therapy for subacute spinal cord injury: a phase 1 trial with long-term follow-up. Nature Medicine, 2026. DOI: 10.1038/s41591-026-04549-6 Intramedullary injection of polymerized laminin in acute traumatic spinal cord injury: a first-in-human pilot study. Spinal Cord, 2026. DOI: 10.1038/s41393-026-01238-6 Brezilya ANVISA – Polilaminin Faz 1 araştırma izni, 5 Ocak 2026 Tel Aviv University / Matricelf – Engineered Spinal Cord, 19 Ağustos 2026 Hypothalamic deep brain stimulation augments walking after spinal cord injury. Nature Medicine. DOI: 10.1038/s41591-024-03306-x Bye EA. ve ark. eWALK: Transcutaneous spinal cord stimulation plus locomotor training versus sham stimulation. EClinicalMedicine, 2026. DOI: 10.1016/j.eclinm.2026.103802 Current status of neural progenitor/stem cells for spinal cord injury: fundamental research and clinical trials. Frontiers in Neurology, 2026. DOI: 10.3389/fneur.2026.1772547 Emerging strategies for spinal cord injury repair: stem cells, extracellular vesicles, biomaterials, and neuromodulation. Frontiers in Bioengineering and Biotechnology, 2026. DOI: 10.3389/fbioe.2026.1870955 Not: Bu yazı bilimsel gelişmeleri bilgilendirme amacıyla özetlemektedir; kişiye özel tıbbi tedavi önerisi değildir. Omurilik yaralanmasının seviyesi, AIS derecesi, yaralanmanın zamanı ve korunmuş sinir yolları tedavi adaylığını çok önemli ölçüde değiştirir.
-
- omurilik felci tedavileri
- omurilik felci iyileşir mi?
- (ve%d daha)
-
Omurilik Felcinde Sonda Yöntemi Kişinin Kendi Kararıyla Değiştirilmemelidir
Can S. bir konuya içerik ekledi : Omurilik Felci Sağlık Bilgileri
Omurilik Felcinde Sonda Yöntemi Kişinin Kendi Kararıyla Değiştirilmemelidir Omurilik felcinden sonra mesaneyi yöneten sinirler etkilenebilir. Mesane dolduğunda kişi bunu hissetmeyebilir, mesane hiç kasılmayabilir, kontrolsüz şekilde kasılabilir veya mesane kasılırken idrar yolundaki kapak aynı anda gevşemeyebilir. Bu nedenle dışarıya idrar gelmesi, mesanenin sağlıklı ve güvenli şekilde boşaldığı anlamına gelmez. Omurilik felcinde mesane tedavisinin birinci amacı yalnızca kişinin kuru kalması ya da idrarını çıkarabilmesi değildir. Asıl amaç, idrarı düşük basınç altında depolayıp güvenli şekilde boşaltarak böbrekleri korumaktır. Yüksek mesane basıncı zamanla idrarın böbreklere doğru geri kaçmasına, böbreklerde genişlemeye, tekrarlayan enfeksiyonlara ve böbrek fonksiyon kaybına neden olabilir. Bu süreç bazen ağrı ya da belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebilir. Prezervatif sonda mesaneyi boşaltan bir sonda değildir Prezervatif sonda, penisin dışına takılan ve dışarı çıkan idrarı torbada toplayan bir sistemdir. Mesanenin içine girmez; mesanedeki idrarı çekmez, kalan idrarı boşaltmaz ve yüksek mesane basıncını tek başına tedavi etmez. Bu nedenle “idrarım kendiliğinden geliyor, prezervatif sonda takarsam sorun çözülür” diye düşünmek tehlikeli olabilir. Mesane kasılırken idrar kapağı yeterince açılmıyorsa idrarın bir kısmı dışarı çıkmasına rağmen mesane içinde yüksek basınç ve fazla miktarda artık idrar kalabilir. Kişi torbada idrar gördüğü için mesanenin tamamen boşaldığını düşünebilir; fakat böbrekler zarar görmeye devam edebilir. Prezervatif sonda ancak mesanenin güvenli basınçlarla boşaldığı gösterilmiş ve uygun takibi yapılabilen erkeklerde bir idrar toplama yöntemi olarak kullanılabilir. TAK neden uygulanır? Temiz aralıklı kateterizasyon, yani TAK; mesaneyi belirli aralıklarla boşaltmak için sondanın takılıp idrar boşaldıktan sonra çıkarılmasıdır. Mesanesini yeterince boşaltamayan nörolojik hastalarda genel olarak tercih edilen yöntemlerden biridir. Kalıcı sonda yerine aralıklı kateterizasyon, uygulanması mümkün olan hastalarda çoğunlukla öncelikli olarak değerlendirilir. TAK birçok kişide yaklaşık 4–6 saatte bir uygulanır; ancak herkese aynı saat programı verilmez. Sıvı tüketimi, mesane kapasitesi, kaçaklar, gece durumu ve her kateterizasyonda çıkan idrar miktarına göre süre kişiye özel ayarlanır. Kateterle çıkan miktar sürekli 500 mililitrenin üzerine çıkıyorsa kateterizasyon sıklığı ve sıvı düzeni sağlık ekibi tarafından yeniden değerlendirilmelidir. Kişi “artık kendim idrar yapabiliyorum” diyerek TAK’ı kendi başına bırakmamalıdır. Önce işeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı ve işeme sırasındaki mesane basıncı değerlendirilmelidir. Bir miktar idrar çıkarabilmek, mesanenin tamamen veya düşük basınçla boşaldığını kanıtlamaz. Ürodinami neden önemlidir? Ürodinami, mesane dolarken ve boşalırken oluşan basıncı, mesanenin kapasitesini, esnekliğini, istemsiz kasılmaları ve mesane ile idrar kapağının uyumlu çalışıp çalışmadığını değerlendiren testtir. Nörolojik hastalarda alt idrar yollarının işlevini objektif olarak ortaya koyabilen temel incelemedir. Mümkün olduğunda video-ürodinami, idrarın böbreklere geri kaçması gibi durumlar hakkında da ek bilgi sağlayabilir. Özellikle TAK’ı bırakıp kendiliğinden veya refleks işemeye geçmek, kalıcı sondayı çıkarmak ya da prezervatif sonda kullanmaya başlamak gibi önemli bir değişiklikten önce nöroürolojiyle ilgilenen bir üroloji hekimi tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Genellikle şu bilgiler birlikte değerlendirilir: Ürodinami veya video-ürodinami sonucu İşeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı Böbrek ve mesane ultrasonu Kreatinin, eGFR ve gerektiğinde ek böbrek testleri Mesane kapasitesi ve esnekliği Mesane içindeki dolum ve boşaltım basınçları Mesane ile idrar kapağı arasındaki uyum İdrar kaçırma, enfeksiyon ve otonom disrefleksi öyküsü El fonksiyonu, bakım desteği ve kişinin günlük yaşam koşulları Ürodinaminin herkeste sabit bir takvimle sürekli yapılması gerekmez. Ancak omurilik yaralanmasında başlangıçta riskin belirlenmesi, yüksek riskli kişilerin takibi, önemli şikâyet değişiklikleri ve mesane boşaltma yönteminin değiştirilmesi sırasında tekrar değerlendirilmesi önemlidir. Takip aralığı kişinin risk durumuna ve tedavisine göre belirlenmelidir. Mesane ilacı neden verilebilir? Bazı omurilik felçlilerinde mesane dolarken istemsiz ve kuvvetli kasılır veya yeterince esneyemez. Böyle durumlarda mesane içi basıncı düşürmek ve kapasiteyi artırmak amacıyla çoğunlukla mesane kasılmalarını azaltan antimuskarinik ilaçlar kullanılabilir. Bazı kişilerde başka ilaçlar, mesaneye botulinum toksini uygulaması veya idrar çıkışındaki direnci azaltan tedaviler gerekebilir. TAK yapılmasına rağmen mesane yüksek basınçla çalışıyorsa yalnızca kateterle idrarı boşaltmak yeterli olmayabilir; TAK ile basıncı azaltan tedavinin birlikte kullanılması gerekebilir. İlacın başlanması, kesilmesi veya dozunun değiştirilmesi ürodinami sonucu ve doktor değerlendirmesiyle yapılmalıdır. Daimî sonda ne zaman kullanılır? Daimî sonda bazı kişilerde el fonksiyonlarının yetersiz olması, yardımcı bulunamaması, TAK’ın uygulanamaması veya diğer yöntemlerle mesanenin güvenli şekilde yönetilememesi gibi durumlarda gerekli olabilir. Ancak uzun süreli sonda; taş, tekrarlayan enfeksiyon, üretra hasarı ve başka komplikasyonlar bakımından düzenli takip gerektirir. Daimî sonda kullanılması gerekiyorsa sondanın üretradan mı yoksa karın üzerinden mesaneye yerleştirilen suprapubik yöntemle mi uygulanacağı ürolog tarafından değerlendirilmelidir. Daimî sondayı kişinin kendi kararıyla çıkarıp prezervatif sondaya geçmesi güvenli değildir. Ne zaman yeniden değerlendirme gerekir? Aşağıdaki durumlarda üroloji kontrolü geciktirilmemelidir: TAK aralarında yeni veya artan idrar kaçağı Kateter yapmanın zorlaşması ya da kanama Kateterle çıkan idrar miktarının belirgin artması veya azalması Tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonları Böbrek veya mesane taşı Kanlı idrar Artan spazm, terleme veya otonom disrefleksi Böbrek ultrasonunda genişleme Böbrek fonksiyonlarında bozulma Kullanılan yöntemi değiştirme isteği Sonuç TAK, daimî sonda ve prezervatif sonda birbirinin yerine kişinin kendi kararıyla geçebileceği basit seçenekler değildir. Prezervatif sonda yalnızca dışarı çıkan idrarı toplar; mesanenin içeride düşük basınçla ve tamamen boşaldığını garanti etmez. Bu nedenle TAK’ı bırakmadan, daimî sondayı çıkarmadan veya prezervatif sondaya geçmeden önce nöroüroloji konusunda deneyimli bir üroloğa başvurulmalı; ürodinami, mesanede kalan idrar, böbrek ultrasonu ve böbrek fonksiyonları birlikte değerlendirilmelidir. Torbaya idrar gelmesi böbreklerin güvende olduğu anlamına gelmez. Mesane yöntemi rahatlığa göre değil, böbrekleri koruyacak şekilde seçilmelidir. -
Omurilik Felçlisinde Bası Yarası Başladığında Ne Yapılmalı?
Can S. bir konuya içerik ekledi : Omurilik Felci Sağlık Bilgileri
Omurilik Felçlisinde Bası Yarası Başladığında Ne Yapılmalı? Bası yarası; uzun süreli basınç, sürtünme ve dokuların kayması sonucunda cildin veya cilt altındaki dokuların zarar görmesidir. Her zaman önce açık yara şeklinde görülmez. İlk belirti; özellikle kuyruk sokumu, kalçalar, oturma kemikleri, topuklar, ayak bilekleri ve dirseklerde ortaya çıkan ve bası kaldırıldıktan sonra geçmeyen kızarıklık olabilir. Bazı yaralar ise cilt henüz açılmadan, deri altında gelişerek mor veya koyu renkli bir alan ya da kanlı su toplaması şeklinde görülebilir. Cildin kapalı olması, altında hasar bulunmadığı anlamına gelmez. 1. Yaranın üzerindeki bası hemen kaldırılmalı Kızarıklık, morarma, su toplaması veya açık yara fark edildiğinde yapılacak ilk iş, o bölgeye gelen basıyı tamamen kesmektir. Yara kalçada, kuyruk sokumunda veya oturma kemiklerinin üzerindeyse “daha az oturmak” çoğu zaman yeterli olmaz; mümkün olduğunca yaranın üzerine hiç oturmamak gerekir. Böyle durumlarda doktor ve yara bakım ekibinin belirleyeceği şekilde bir süre yatak istirahati gerekebilir. Ancak sürekli aynı tarafa yatmak da yeni bası yaralarının oluşmasına neden olabilir. Yatakta, yaranın üzerine yük bindirmeyen pozisyonlar belirlenmeli ve genellikle 2–4 saatte bir pozisyon değiştirilmelidir. Uzun süre yatacak kişilerde pıhtı, eklem sertliği, solunum problemi ve başka bölgelerde yara oluşması gibi riskler bulunduğundan yatak istirahati gelişigüzel değil, sağlık ekibinin hazırladığı bir planla yürütülmelidir. 2. Minder ve yatak kişiye özel seçilmeli Sadece “kaliteli” veya pahalı bir minder almak yeterli değildir. Minder kişinin kilosuna, vücut şekline, oturma pozisyonuna, yara yerine ve sandalye ölçülerine uygun olmalıdır. Mümkünse FTR hekimi, fizyoterapist veya oturma sistemi konusunda deneyimli bir ergoterapist tarafından değerlendirilmelidir. Hava hücreli, uygun köpüklü veya başka tür basınç dağıtıcı minderler kullanılabilir; ancak hava minderlerinin doğru şişirilmesi, minder kılıfının düzgün takılması ve minder tabanına kadar çökmenin olup olmadığının düzenli kontrol edilmesi gerekir. Ortası delik simit veya halka biçimindeki minderler kullanılmamalıdır; kenarlarında basıncı artırarak dolaşımı ve dokuları daha da bozabilir. Yatak da basıncı dağıtan özellikte olmalıdır. İleri yaralarda havalı veya daha gelişmiş yara yatakları gerekebilir. Ancak en iyi minder veya yatak bile pozisyon değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. 3. Yaranın nedeni bulunmalı Yara yalnızca uzun süre oturmaktan kaynaklanmayabilir. Şunlar da araştırılmalıdır: Sandalyede öne veya yana kayma Yanlış oturma pozisyonu ve uygun olmayan sırtlık Transfer sırasında kalçanın sürtmesi veya bir yere çarpması Minderin havasının eksik olması veya süngerinin çökmesi Tuvalet ve duş sandalyesinde uzun süre kalma Kıyafet dikişleri, cepler, fermuarlar veya katlanmış çarşaf İdrar ya da dışkı kaçırmaya bağlı nem Spazmlar nedeniyle cildin yatağa veya sandalyeye sürtünmesi Topukların veya ayak bileklerinin sürekli yatağa temas etmesi Yaranın asıl nedeni düzeltilmezse pansuman yapılsa bile yara kapanmayabilir veya kapandıktan sonra tekrar açılabilir. 4. Yara mutlaka sağlık personeli tarafından değerlendirilmeli Yaranın evresi, derinliği, akıntısı, kokusu, çevresindeki cildin durumu ve altta boşluk ya da tünel bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Pansuman malzemesi de yaranın durumuna göre seçilmelidir. Çevreden duyulan krem, pudra, antibiyotikli merhem veya farklı maddeler gelişigüzel kullanılmamalıdır. Özellikle aşağıdaki yaralar omurilik yaralanması ve yara bakımı konusunda deneyimli bir merkeze yönlendirilmelidir: Derin veya yağ dokusunun görüldüğü yaralar Kas, tendon ya da kemiğin görüldüğü yaralar Üzeri siyah veya sarı ölü dokuyla kaplı, derinliği anlaşılamayan yaralar Morlaşmış, kanlı su toplamış veya derin doku hasarından şüphelenilen bölgeler Bu yaralarda kemik enfeksiyonu dâhil ciddi komplikasyonlar gelişebilir. 5. Enfeksiyon belirtileri takip edilmeli Bası yarasının bulunması tek başına antibiyotik kullanılması gerektiği anlamına gelmez. Ancak yara giderek büyüyor veya derinleşiyorsa, akıntısı artıyorsa, kötü koku oluşmuşsa, çevresinde kızarıklık ve şişme varsa ya da kişide ateş, titreme ve belirgin halsizlik gelişiyorsa enfeksiyon açısından hızlıca değerlendirilmelidir. Omurilik felçlilerinde ağrı hissedilmeyebileceğinden enfeksiyon bazen artan spazm, terleme, huzursuzluk, nöropatik ağrı veya otonom disrefleksi ataklarıyla kendini gösterebilir. İyileşmeyen veya sürekli tekrarlayan derin yaralarda kemik enfeksiyonu da araştırılmalıdır. 6. Beslenme yalnızca “çok protein yemek” değildir Yara iyileşirken vücudun hem yeterli proteine hem de yeterli enerjiye ihtiyacı vardır. Yeterince kalori alınmadan yalnızca protein artırılırsa vücut proteinin bir bölümünü yara onarımı yerine enerji üretmek için kullanabilir. Her ana öğünde bir protein kaynağı bulunması yararlıdır: Yumurta Yoğurt, kefir, süt ve peynir Et, tavuk, hindi veya balık Mercimek, nohut, kuru fasulye gibi baklagiller Bunlara ek olarak sebze, meyve, tam tahıllar ve zeytinyağı gibi sağlıklı enerji kaynakları tüketilmelidir. İştahsızlık varsa üç büyük öğün yerine protein içeren daha küçük öğünler ve ara öğünler hazırlanabilir. Evre 2–4 yaralarda bazı omurilik yaralanması kaynakları günlük proteini yaklaşık 1,25–1,5 gram/kg aralığında değerlendirmektedir. Örneğin 70 kilogramlık bir kişi için bu yaklaşık 88–105 gram protein eder. Ancak bu miktar herkese doğrudan uygulanmamalıdır. Özellikle böbrek hastalığı, kalp yetmezliği, karaciğer hastalığı veya sıvı kısıtlaması bulunan kişilerde protein ve sıvı miktarı doktor ve diyetisyen tarafından belirlenmelidir. Yeterli sıvı alınması da önemlidir. Ancak böbrek veya kalp hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması varsa kişinin kendi tedavi planına uyulmalıdır. Vitamin ve mineraller öncelikle yiyeceklerden karşılanmalı; yüksek doz çinko, vitamin veya “yara iyileştirici” takviyeler kan değerleri ve böbrek fonksiyonu değerlendirilmeden kullanılmamalıdır. Bilinen eksiklikler varsa takviye sağlık personeli tarafından planlanmalıdır. Özet Bası yarasının iyileşmesindeki en önemli üç konu şunlardır: Yaranın üzerindeki basıyı tamamen kaldırmak, yaranın nedenini ortadan kaldırmak ve vücudun ihtiyacı olan protein, enerji ve sıvıyı yeterli şekilde sağlamak. Sadece pansuman yapmak veya yalnızca protein tüketmek yeterli değildir. Minder, yatak, oturma pozisyonu, transfer şekli, tuvalet sandalyesi, nem, spazm, beslenme ve enfeksiyon ihtimali birlikte değerlendirilmelidir. -
Omurilik Felci Rutin Sağlık Kontrolleri
Can S. bir konuya içerik ekledi : Omurilik Felci Sağlık Bilgileri
Omurilik felci kontrol listesi Omurilik felcinde kontrolün mantığı her yıl omurilik MR’ı çekmekten çok, sessiz ilerleyebilen böbrek–mesane hasarını, bası yaralarını, kemik erimesini, eklem sorunlarını, bağırsak ve dolaşım problemlerini erken yakalamaktır. Temel yaklaşım, yılda en az bir kapsamlı kontrol ve sorun çıkmasına göre ara kontrollerdir. 1. Ana kontrol: Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yılda bir kez, mümkünse omurilik yaralanması konusunda deneyimli bir FTR hekimi tarafından şu konuların tamamı değerlendirilmelidir: Kol–bacak kas gücü ve duyu değişikliği Spastisite, istemsiz kasılma ve eklem sertliği Yeni başlayan ağrı, yanma veya nöropatik ağrı Kalça, diz, ayak bileği hareket açıklığı ve kontraktür Omuz, dirsek ve el bileğinde aşırı kullanıma bağlı yıpranma Oturma dengesi, omurga eğriliği ve duruş bozukluğu Transfer yapma biçimi, tekerlekli sandalye ve minder uygunluğu Cilt, bağırsak, mesane, cinsel sağlık ve ruhsal durum Yeni güç kaybı, duyu değişikliği veya açıklanamayan spastisite artışı ayrıca araştırılmalıdır. 2. Böbrek ve mesane: En önemli takiplerden biri Sen aralıklı kateter kullandığın için bu bölüm özellikle önemli. Üroloji kontrolü: yılda en az bir kez Genellikle kontrol kapsamında: Kreatinin ve eGFR ile böbrek fonksiyonu Üre ve elektrolitler Böbrek ve mesane ultrasonu Kaçak, kateter zorluğu, idrar miktarı ve enfeksiyon öyküsü Mesane basıncının güvenli olup olmadığının değerlendirilmesi bulunur. Nörojen mesanede orta riskli kişilerde böbrek fonksiyonu yılda bir, böbrek–mesane ultrasonu 1–2 yılda bir; yüksek riskli kişilerde ise ultrason genellikle her yıl önerilir. Yüksek mesane basıncı, düşük mesane esnekliği, reflü, taş, hidronefroz veya böbrek fonksiyon bozukluğu yüksek risk göstergeleridir. Ürodinami ne zaman? Herkese her yıl yapılması gerekmez. Şu durumlarda yapılmalı veya tekrarlanmalıdır: Daha önce hiç yapılmadıysa veya risk sınıfı bilinmiyorsa İdrar kaçırma belirgin arttıysa Tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu varsa Kateter yapmak zorlaştıysa Böbrek ultrasonunda değişiklik görüldüyse Otonom disrefleksi atakları mesane doluluğuyla ilişkiliyse Mesane ilacı veya botoks tedavisi değiştirildiyse Şikâyet yokken sırf kontrol amacıyla sürekli idrar tahlili/kültürü yaptırmak ve bakteri çıktı diye antibiyotik kullanmak önerilmez; nörojen mesanede belirtisiz bakteri sık görülür. Belirti olduğunda kültür alınmalıdır. Sistoskopi de rutin yıllık kontrol değildir. Kanlı idrar, açıklanamayan iltihap, taş, üretra yaralanması/darlığı şüphesi veya özel risk durumlarında yapılır. 3. Kemik erimesi ve kırık riski Omurilik felcinde özellikle diz çevresi kemikleri sessiz şekilde zayıflayabilir. Daha önce hiç yapılmadıysa bir DEXA kemik yoğunluğu ölçümü planlanmalı. Standart bel ve kalça ölçümüne ek olarak mümkünse total kalça, distal femur ve proksimal tibia, yani dizin üstü ve altı değerlendirilmelidir. Kemik yoğunluğu düşükse veya tedavi başlanmışsa çoğunlukla 1–2 yılda bir tekrar edilir; normal ve stabil sonuçlarda süre kişiye göre uzatılabilir. D vitamini, kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz ve gerektiğinde parathormon değerlendirilebilir. Hissin az olduğu bacaklarda küçük bir çarpma sonrasında oluşan şişlik, ısı artışı, şekil bozukluğu veya açıklanamayan spastisite artışı kırık belirtisi olabilir; “ağrımıyor” diye beklenmemelidir. 4. Cilt, oturma sistemi ve bası yarası Evde her gün ayna veya bir yakının yardımıyla şu bölgeler kontrol edilmeli: Kuyruk sokumu Oturma kemikleri Kalçaların yan tarafları Topuklar, ayak bilekleri ve ayak parmakları Dizler Kateter, çorap, kemer ve sandalye parçalarının temas ettiği yerler Yılda bir kez minder, sandalye ölçüleri, sırtlık, ayaklık ve oturma pozisyonu gözden geçirilmeli. Kilo değişikliği, duruş bozukluğu, yeni ağrı veya tekrarlayan yara varsa yıllık kontrol beklenmemelidir. Kızarıklığın baskı kaldırıldıktan sonra geçmemesi, morarma, su toplaması veya cilt açılması halinde o bölgeye yük vermeyi bırakıp yara birimine/FTR’ye başvurmak gerekir. 5. Bağırsak sistemi Yılda bir kez bağırsak programı ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir: Tuvalete çıkma sıklığı Dışkının sertliği İşlemin ne kadar sürdüğü Fitil, lavman veya müshil ihtiyacı Kabızlık, kaçırma, hemoroid Kan veya sümüksü akıntı Karında şişkinlik ve ağrı Programın giderek uzaması veya ilaç ihtiyacının artması “normal yaşlanma” diye geçiştirilmemelidir. 6. Kalp, dolaşım ve metabolik kontroller Yılda bir kez: Tansiyon hem yatarken hem otururken Nabız Kilo veya bel çevresi takibi Açlık şekeri/HbA1c Kolesterol ve trigliserit Böbrek fonksiyonları değerlendirilmesi iyi olur. Omurilik yaralanmasında otururken tansiyon düşük görünebildiği için yatarken ölçüm de önemlidir. Bacaklarda tek taraflı ani şişme, kızarıklık veya ısı artışı varsa damar ultrasonu gerekebilir; bu test rutin olarak değil, şüphe halinde yapılır. 7. Solunum ve uyku Özellikle boyun ve üst sırt seviyesindeki yaralanmalarda yılda bir kez şu konular sorgulanmalıdır: Nefes darlığı Balgam çıkaramama veya öksürüğün zayıflaması Sık akciğer enfeksiyonu Horlama Uykuda nefes durması Sabah baş ağrısı Gündüz aşırı uyku hali Belirti varsa solunum fonksiyon testi ve uyku testi yapılabilir. Omurilik MR’ı hangi aralıkla? Stabil durumdaki bir kişiye rutin olarak her yıl MR çekilmesi gerekmez. Şu durumlarda omurilik ve omurga MR’ı düşünülür: Yeni güç veya duyu kaybı Eskisinden farklı ve ilerleyen ağrı Açıklanamayan spastisite artışı El becerilerinde veya oturma dengesinde bozulma Yeni idrar–bağırsak değişikliğiyle birlikte nörolojik kötüleşme Yaralanma sonrası gelişebilen sirenks/siringomiyeli şüphesi Bu tür değişiklikler yaralanmadan yıllar sonra da ortaya çıkabilir. Acil değerlendirme gerektiren durumlar Yaralanma seviyesi T6 ve üzerindeyse, boyun seviyesi dâhil, normal tansiyondan 20 mmHg veya daha fazla ani yükselme; zonklayıcı baş ağrısı, yüz-boyunda kızarma, terleme, tüylerin diken diken olması veya burun tıkanıklığı otonom disrefleksi olabilir ve acildir. En sık nedenler dolu mesane, tıkalı kateter, bağırsak doluluğu ve ciltte basıdır. Ayrıca şu durumlarda gecikmeden değerlendirme gerekir: Ateş, titreme, idrar azalması veya kanlı idrar Yeni güç/duyu kaybı Derin ya da kötü kokulu bası yarası Ani nefes darlığı veya göğüs ağrısı Tek bacakta ani şişme Şiddetli karın şişliği, kusma, gaz ve dışkı çıkaramama En pratik yıllık paket Bir gün veya birkaç yakın randevuda şu paket oldukça kapsamlı olur: FTR muayenesi + üroloji kontrolü + böbrek/mesane USG + kreatinin/eGFR + kan şekeri/HbA1c + lipid profili + yatarken/otururken tansiyon + cilt ve sandalye değerlendirmesi + bağırsak programı kontrolü. -
Rosserial_tus topluluğumuza katıldı
-
Kpiloter konuyu takip etmeye başladı: 2026 Alınan Haksız Sonda Fark Ücretleri İçin Şikayet Metni
-
2026 Alınan Haksız Sonda Fark Ücretleri İçin Şikayet Metni
Kpiloter, Can S. kullanıcısının konusunu cevapladı: Sosyal Güvenlik Kurumu Medikal Malzeme Ödemeleri
Bu konu her birimiz için çok önemli. Hatta imkan varsa çevremizdeki insanlardan bu konuda bize destek olmaları için rica etmeliyiz. -
Kpiloter kendi profil resmini değiştirdi
-
Kpiloter topluluğumuza katıldı
-
Can S. konuyu takip etmeye başladı: 2026 Alınan Haksız Sonda Fark Ücretleri İçin Şikayet Metni
-
2026 Alınan Haksız Sonda Fark Ücretleri İçin Şikayet Metni
Can S. bir konuya içerik ekledi : Sosyal Güvenlik Kurumu Medikal Malzeme Ödemeleri
Arkadaşlar, Hidrofilik/kendinden jelli sonda fiyatları ve medikallerin istediği yüksek fark bedelleri artık hepimizin ortak sorunu haline geldi. Sadece kendi aramızda konuşarak, şikâyet ederek veya birbirimize dert yanarak bu durumun düzelmesini bekleyemeyiz. Bu konuda devletin ilgili kurumlarının devreye girmesi için hepimizin küçük de olsa katkı sağlaması gerekiyor. Ben bu konu için CİMER’e gönderilebilecek genel bir şikâyet metni hazırladım. Sizlerin yapması gereken tek şey, aşağıdaki metni kopyalayıp CİMER’e yapıştırarak başvuru yapmak. İşlem 5 dakikanızı bile almaz. Özellikle belirtmek isterim: Bu başvuru herhangi bir kişiyi veya çalıştığımız belirli bir medikal firmayı hedef alan özel bir şikâyet değildir. Genel olarak hidrofilik sonda ürünlerinde SGK geri ödeme tutarları, üretici/dağıtıcı fiyatları, medikal firmaların aldığı fark bedelleri, faturasız tahsilat iddiaları ve rekabet sorunu gibi konuların devlet tarafından araştırılması talep edilmektedir. Amacımız; SGK, Sağlık Bakanlığı, Rekabet Kurumu, Ticaret Bakanlığı ve Maliye gibi ilgili kurumların kendi aralarında koordineli şekilde inceleme yapmasını sağlamak ve bu sistemin baştan aşağı yeniden değerlendirilmesine ön ayak olmaktır. Bu ürünler bizim için lüks değil, zorunlu tıbbi sarf malzemesidir. Bu nedenle herkesin erişebileceği şekilde düzenleme yapılması gerekiyor. Başvuru yapmak için: 1. https://www.cimer.gov.tr/Basvuru adresine girin. 2. Başvuru türü olarak “Şikayet” seçin. 3. Kurum olarak “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı” seçebilirsiniz. 4. Başlık kısmına şunu yazabilirsiniz: **Hidrofilik Sonda Ürünlerinde Yüksek Fark Bedeli ve Tedarik Zinciri İncelemesi Talebi** 5. Aşağıdaki şikâyet metnini kopyalayıp açıklama kısmına yapıştırın. 6. Başvurunuzu gönderin. Ne kadar çok kişi başvuru yaparsa, konunun dikkate alınma ihtimali o kadar artar. Lütfen sadece okumakla kalmayalım; hepimiz birkaç dakikamızı ayırıp bu başvuruyu yapalım. Bu sorun hepimizin sorunu. Çözüm için birlikte hareket etmemiz gerekiyor. -
71320080652 topluluğumuza katıldı
-
Ramazan İstanbul topluluğumuza katıldı
-
19 Mayıs 2026 tarihli Karar Sayısı: 11361 Engelli sağlık Rapor Sistemi değişikliği hakkında, Özellik Eski Uygulama Yeni Uygulama (19 Mayıs 2026 Yönetmeliği) Genel Sağlık Raporu Alma Hastaneye veya aile hekimine fiziksel başvuru zorunluydu. Sistem uygun bulursa hekime gitmeden e-Sistem üzerinden Sağlık Durum Belgesi veriliyor. Başvuru Formları Matbu evraklar hastanede elle doldurulurdu. Hastaneye gitmeden önce e-Devlet üzerinden Kişisel Sağlık Bilgi Formu dolduruluyor. Fotoğraf Teslimi Hastaneye yanınızda vesikalık fotoğraf götürmeniz gerekirdi. Kayıt sırasında görevliler tarafından kamerayla dijital fotoğraf çekilip sisteme ekleniyor. Belge Çıktısı (İstirahat vb.) Hastaneden ıslak imzalı ve kaşeli kağıt çıktı alınırdı. e-Rapor zorunlu kılındı; kağıt çıktıya gerek yok, e-Devlet'ten doğrulanabiliyor. Uzaktan Sağlık Hizmeti Sağlık raporları için her durumda fiziksel muayene şarttı. Uygun durumlarda görüntülü (uzaktan) muayene ile sağlık raporu düzenlenebiliyor. ÖTV İndirimli Araç Raporları "Otomatik vites kullanabilir" gibi yoruma açık, esnek ifadeler yazılabiliyordu. Kesin ifadeler zorunlu kılındı (Örn: "Sadece hareket ettirici aksamda özel tertibatlı taşıt kullanması gerekir"). Vatandaşlar İçin Açıklayıcı Rehber: Yeni Sağlık Raporu Sistemi Nasıl Çalışıyor? Yeni yönetmelik, hastanelerde sıra bekleme derdini büyük ölçüde ortadan kaldıran ve cebinizdeki akıllı telefonla bile birçok işlemi halletmenize olanak tanıyan yenilikler içeriyor. İşte gündelik hayatınızı kolaylaştıracak o değişiklikler: 1. Hastaneye Gitmeden Rapor Alabilirsiniz (Otomatik Sağlık Durum Belgesi) Artık genel bir sağlık raporu (örneğin spor lisansı veya basit kurum talepleri için) istendiğinde, doğrudan doktorun kapısına gitmenize gerek yok. Sağlık Bakanlığının sistemine giriş yapacaksınız. Sistem; e-Nabız verilerinizi, hastalık geçmişinizi, kullandığınız ilaçları ve aşılarınızı otomatik analiz edecek. Herhangi bir risk görülmezse, belgeniz saniyeler içinde onaylanıp size verilecek. Eğer sistem doktor kontrolü şart derse, o zaman hastaneye yönlendirileceksiniz. 2. Hastaneye Gitmeden Önce e-Devlet'i Kullanın Eğer sağlık kurulu raporu veya durum bildirir bir rapor almanız gerekiyorsa, hastaneye gitmeden önce mutlaka e-Devlet'e girip "Kişisel Sağlık Bilgi Formu"nuzu doldurmanız (veya güncellemeniz) gerekiyor. 18 yaşından küçüklerin işlemlerini velileri yapacak. Bu sayede hastanedeki kağıt kürek işlemleri tarih oluyor. 3. Yanınızda Fotoğraf Taşıma Devri Bitti Eskiden raporlar için istenen "son 6 ayda çekilmiş vesikalık fotoğraf" kuralı kalktı. Birinci basamak sağlık kuruluşları (aile hekimlikleri) hariç, hastaneye gittiğinizde kurul sekreterliğinde web kamerası veya tablet ile anında fotoğrafınız çekilecek ve doğrudan sisteme aktarılacak. 4. Kağıt İsrafına Son (e-Rapor ve İstirahat) Hasta oldunuz ve iş yeriniz için istirahat raporu (raporlu olma durumu) aldınız; artık doktorunuzdan kaşeli, ıslak imzalı bir kağıt istemenize gerek yok. Raporunuz anında e-Rapor sistemine işlenecek ve e-Devlet üzerinden hem siz hem de kurumunuz tarafından doğrulanabilecek. 5. Evden Çıkmadan Görüntülü Rapor (Uzaktan Sağlık Hizmeti) Eğer ilk defa düzenlenecek bir rapor veya engelli sağlık kurulu raporu değilse; evde bakım gören hastalar veya uygun görülen diğer durumlar için doktorunuzla yapacağınız "uzaktan (online) muayene" sonucunda da sağlık raporu alabileceksiniz. 6. ÖTV ve Engelli Araç Alımlarında Net Kurallar Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) muafiyetli araç almak isteyen engelli vatandaşların raporlarında artık "tercih" bildiren cümleler kullanılamayacak. Yani raporda "otomatik vitesli araç kullanabilir" gibi esnek ifadeler yerine; durumu netleştiren "Sadece hareket ettirici aksamda özel tertibatlı taşıt kullanması gerekir" veya "Özel tertibatlı araç kullanmasına ihtiyaç yoktur" gibi kesin hükümler yer alacak.
-
- ötv muafiyet raporu
- 2026 engelli rapor düzenlemesi
- (ve%d daha)
