avsargulu

Üye
  • İçerik sayısı

    21
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Kendi Halinde

avsargulu Hakkında

  • Derece
    Forum Yenisi
  • Doğum Günü 26-07-1996
  1. Onların Yerin de olmak istemem Doğrusu..
  2. Dert Ne büyük bir dert, Senin derdinle dertlenememek. Derdinle dertlenebilmek, Hüznünü, sevincini paylaşabilmek, Ne büyük bir saadet. Kendi dünyana alsan beni, İzin versen yaşamama, Paylaşsan, anlatsan her şeyini. Seninle ağlayıp, seninle gülsem, Derdinle dertlenmeme izin verdiğin için, Mutlu olsam, sevinsem. Sadece ben olsam dünyanda, Sen de yalnız benim dünyamda, Görmesek kimseyi, işitmesek. Ne büyük dertmiş meğer, Bunları dert edinmek, Dertlerin derdiymiş, İçinden geçenleri söyleyememek. Mutlu AKÇAY
  3. Unutulma Fiiline Dair.... neler yazılıp neler çizildi yıllardır kimbilir..unutmaya,unutamamaya dair...kim yazabildiki kalbinde hala eski bir sevgilinin yeri olduğunu.yada daha dün akşam gördüğü güzel bir rüyanın içinde ''unuttum''dediği birilerinin bulunduğunu...unutmanın aslında asla yaşanılabilir bir fiil olmadığını.en sert kayada bile yağmurun izi kalırmış!silip atabilen yüreklermi taşıyoruz sizce..sevgiyle ve aşkla mayalanmışken yüreklerimiz... hazreti adem değilmiydi kırk yıl havvayı arayan?böyle ataların torunlarıyız biz...nasıl aşkı tattığımız insanları bir kalemde siler,unuttuğumuzu söyleriz.bu sadece dışa dönük bir reklamdır,hepsi bu!kimsenin gücü yoktur,cesareti yoktur,yüreği yoktur unutmadım demek için...bırakın cesur yürek ünvanını, adınız ihanet eden biriyle eşleşiverir..sevgi hep hapsolmuştur..aşk ancak yüreğe acı verir.ve belkide budur aşkı aşk yapan...ve bunu sadece yürek sahibi bilir...bize acı veren sevdaların peşinde koştukça biz aşığızdır...ve biz ancak acı çekebiliyorsak aşkımızı kıymetli biliriz. yolumuz patika olmalıdır.yok öyle sevgiliye bir adımda yaklaşıvermek...yıllar geçmeli,yürekte yanan ateş kor olmalıdır.ayrılıklar olmalı,vuslatlar hayal kalmalıdır.. aşk ucuzladı,aşk kaliteden mi düştü ne?oysa her aşık bir leyla, her aşık bir mecnun olmalıdır.ama nafile...aşkı bile evcilik oynar gibi yaşıyoruz,ne yazık!aşk bu kadar çabuk unutulmamalıdır... yediğimiz hormonlu bitkiler duygularımızı da mı etkiliyor ne?mevlana ne güzel söylemiş''''siz şehvetin adını aşk koymuşsunuz ''''diye... aşksız yürek taşıyan zavallılardan etme ya rabbi... aşk ile kalın:) Elif Demirci....
  4. Beni Sevmek Zorunda Değilsiniz Beni sevmek zorunda değilsin.. Olduğum gibi kabul etmek, arkadaşım veya dostum demek mecbruiyetinde değilsin. E tabi ki selam verdim diye bende seni sevmek zorunda değilim. Senden hoşlanmak, seni sahiplenmek veya seninle vakit geçirirken eğlenmek zorunda değilim değil mi? Ben sana beni sev demedim ki? Bak şimdi ben seninle samimi oluyorum ama bunun altında bir art niyet ara sende beni sev bana bağlan demedim ki? Arkadaş olalım, dost olalım veya karşı cinsimden isen sevgilim ol hiç demedim ki? Emin ol demeye hiç de niyeim yok ki? Benim arkadaşım yeter bana? Benim dostum uzak da olsa varlığını düşünmek bile fazla bana.. Sevgilim olmasa da eksiklik değildir aslında.. Maskelerim yok benim boşuna arama düşüncelerim de sözlerim de söylediklerimden başka bir anlam.. Boşuna düşünme acaba ne demek istedim neyi söyledimse onu demek istedim.. Seviyorsam sevdim, sevmiyorsam ben seni sevmedim diyebildim.. Ne uzattım sevmediğim bir insan ile muhabbet etmeyi, ne de kısa kestim severken beraberliği.. Senin sevgi anlayışın benim dünyamdaki sevgi anlayışla asla eşit olamaz bunu unutma.. Ve mümkünse sen senin o basit sevgi duyguların ile sevme beni zaten yük oluyorsun dert oluyorsun bir gün çıkıp ben şunu yaptım diyorsun.. Sıradan bir isyan yazısı işte ne varsa içimde akıtıyorum cümlelere.. Dokunma bana kirli ellerinle mesela, gizlemek için kirlerini parfüm kokulu tenin değmesin tenime.. Söyleme mesele çok sevsen de beni ne çok sevdiğini o pişmanlıktan kurumuş dillerinle.. Bakma daha önce baska tenlerde lekelenmiş gözlerinle bana.. Düşünme sakın, başkalarının kirlettiği o parlak beyninde benim varlığımı.. Benis evmek, yanında gezdirmek, varlığımı kabul etmek zorunda değilsin.. Unutmadan yazdıklarıma cevap yazmak, hoşuna gitmemişken gitmiş gibi davranmak zorunda da değilsin… Ben susuyorsam senden hoşlanmadığım için değildir ki her zaman içimden susmak geldiği için olabilir belki.. Ben susuyorsam sen susmak zorunda değilsin ki? Ne olur sevme beni… Veysel özkan....
  5. Spastik hasta tedavisine erken başlamak iyileşme sürecini kısaltıyor Bursa Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, spastik engelli çocuklarda tedavinin erken başlamasıyla iyileşme sürecinin daha da kısalacağını söyledi. Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, Doktor Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi'ni ziyaret etti. Hastanenin polikliniklerini gezerek incelemelerde bulunan Akan, tedavi gören çocuklarla ve aileleriyle yakından ilgilendi. Doktor Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi'nin Türkiye'de eşi bulunmayan bir merkez olduğunu belirten Dr. Özcan Akan, "Hizmete girdiği 1999 yılından bu yana spastik çocukların tanı, tedavi ve rehabilitasyonunun sağlandığı hastane, Marmara bölgesi ve Türkiye için büyük önem taşımaktadır. 54 yatağı ve poliklinik üniteleriyle annesi refakatinde yatan hastalara 3-4 ay gibi uzun periyotta hizmet verilmektedir." dedi. Hastane Başhekimi Uzman Dr. Ramazan Akkuş ve doktorlarla da görüşen Akan, sağlık çalışanlarının kutsal bir görevi yerine getirdiğini söyledi. Spastik Çocuklar Hastanesi'nde çalışan doktorların daha fazla özveri göstererek çalıştığını da hatırlatan Akan, Sağlık Müdürlüğü olarak üzerlerine düşen görevleri yerine getireceklerini ifade etti. Akan, "Önemli olan spastik çocuk hastaların olmamasıdır. Doğumlar hastanelerde kadın doğum uzmanı nezaretinde gerçekleşirse, yakın akraba evliliği önüne geçilerek genetik geçiş engellenirse, bu durumun büyük oranda azalacağına inanıyorum. Spastik çocuklarımızın ise 2 ile 4 yaşına kadar rehabilitasyon merkezimize ulaştırılmasını öneriyorum. Tedaviye erken başlamak, çocuklarımızın iyileşme sürecini daha kısaltacak ve kolaylaştıracaktır." diye konuştu. Kaynak
  6. Tıpta Müthiş Buluş Vücutta yüksek tansiyona neden olan mekanizma İngiliz bilim adamlarınca ortaya çıkarıldı. Bunun, hastalığın durdurulması veya yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasını sağlayabilecek önemli bir başarı olduğu bildirildi. Vücutta yüksek tansiyona neden olan mekanizma İngiliz bilim adamlarınca ortaya çıkarıldı. Bunun, hastalığın durdurulması veya yeni tedavi yöntemlerinin bulunmasını sağlayabilecek önemli bir başarı olduğu bildirildi. Daily Telegraph gazetesinde yer alan habere göre, araştırmacılar ilk kez, vücudun kan basıncını nasıl kontrol altına aldığına ve sürecin bazen nasıl yanlış gittiğine dair anahtar bir unsuru buldular. Cambridge ve Nottingham üniversiteleri bilimadamları, söz konusu mekanizmayı, kadınlarda gebelikte görülen tansiyonun çok tehlikeli bir biçimi olan “preeklampsi” üzerinde çalışırlarken keşfettiler. Tansiyon, “anjiotensin” denilen hormonlar tarafından kontrol ediliyor ve bu hormonun yükselmesi kan basıncını artırıyor. Bu hormonları araştırmak için 20 yıl harcayan bilimadamları, nihayet bunların gelişimdeki ilk aşamayı keşfettiler. Bilimadamları artık bu hormonların aşırı üretimine yol açan anahtarı engellemenin bir yolunu bulabileceklerini düşünüyorlar. Cambridge Üniversitesinden Prof. Robin Carrel, buldukları şeyden çok heyecan duyduklarını belirterek, "(Hastalığın oluşumuyla ilgili) Bir adım öncesine giderek ve ilk değişime bakarak yeni stratejilerin yolunu açıyor ve neden bazı insanların yüksek tansiyona yakalandığını anlamaya başlıyoruz" dedi. Tansiyon, kalp hastalıklarının ve felcin temel nedenlerinden biri ve bu hastalığın tedavisi için verilen ilaçlar, tüm reçetelerin yüzde 6'sını oluşturuyor. Halen kullanılan tansiyon ilaçları kan basıncının yükselmesine yol açan mekanizmanın daha sonraki evrelerini hedef alıyor. Kaynak
  7. Türk doktorlardan büyük başarı Şeker hastalığı ya da sinirsel bir nedene dayanan ve ayakların kesilmesiyle sonuçlanan hastalığın Dokuz Eylül Üniversitesi doktorlarınca geliştirilen “kemik iliğini uyarma” yöntemiyle önüne geçildi. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde geliştirilen yöntemle diyabetik ve nörolojik hastalıklar sonucu iyileşmeyen ve uzuv kesimine giden yaraların iyileştirilmesine ilişkin olumlu sonuçlar elde edildi. Yöntemin, Türkiye’de ilk olduğu bildirildi. DEÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu ile Doç. Dr. Önder Baran’ın geliştirdiği “kemik iliğini uyarma” yöntemi sayesinde 6 ve 20 yıldır yaraları iyileşmeyen ve bacakları kesilme noktasına gelen 2 hastada düzelme sağlandı. İyileşmeyen yaralar iyileşti Prof. Dr. Havıtçıoğlu, nörolojik kökenli hastalıklarda ya da şeker hastalarında, iyileşmeyen yaralarda, burger denilen damarsal bazı yaralarda, kemik iliğini uyararak yaranın ilerlemesini durdurduklarını belirterek, şöyle konuştu: “Yaptığımız klinik çalışmalarda kemik iliğinin uyarılmasıyla birlikte yaraların daha çabuk iyileştiğini gördük. Bunun üzerine kemik iliğini uyarıp, yaranın iyileşmesini sağlamak için halkalar uygulamaya başladık. Bunun için de kemik iliğine teller gönderip, her gün telleri belli oranda geri çekerek, kemik iliğini uyarmaya çalışıyoruz. Kemik hücrelerinin yeniden oluşması ve yapılanmasıyla birlikte kan dolaşımının daha uç noktalara gitmesine yardımcı oluyoruz. Kemik iliğiyle birlikte kan dolaşımı da artarak, yaralar hızla iyileşiyor.” Dünyanın bu tip yaraların ilerlemesine engel olmak için arayış içerisinde bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Havıtçıoğlu, “Bu yöntem Türkiye’de ilk, dünyada da şu ana kadar böyle bir uygulamanın yapıldığını duymadık” dedi Kaynak
  8. Annesinin Ölümü Onun da Sonu Oldu İngiltere engelli kız, annesinin ölümünden sonra hayatta kalamadı, kızın açlıktan öldüğü sanılıyor ANKARA- İngiltere’de tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayan, 24 saat yardıma muhtaç genç kadın, annesinin ölümünden sonra hayatta kalamadı. Bir yerel yetkili, teklif edilen bütün sosyal hizmet yardımlarını sürekli geri çeviren anne Stephania Wolf (67) ve kızı Sam’in, (29) evlerinde ölü bulunduğunu belirtti. Doğumundan beri engelli olan Sam’in, annesinin aniden yatağında ölmesinden sonra açlıktan öldüğü sanılıyor. Olay, bir kuryenin Hertfordshire’daki evin posta kutusunun etrafındaki sinekleri görmesiyle ortaya çıktı. Komşular, iki kadının 10 yılı aşkın süredir yalnız yaşadığını ve ölümün doğal sebeplerden olduğunu sandıklarını söyledi.(aa) Kaynak
  9. Yok Sayılmaya Büyük İsyan Engelliler işe girerken her defasında yeniden istenen sağlık raporundan kurtulmak istiyor. CHP Şişli Engelliler Komisyonu üyeleri de Türkiye’deki engellilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini “Engellilerin Sorunları ve Sosyal Hakları” adlı bir kitapçıkta topladı. 200 sayfa olarak hazırlanan kitapçık, engelli federasyonları ve sivil toplum kuruluşlarına ücretsiz dağıtılacak. AKP hükümeti döneminde yürürlüğe giren Engelliler Yasası, üzerinden 5 yıla yakın bir süre geçmesine karşın “kâğıt üzerinde” kaldı. Yasada, kamu alanlarının ve toplu taşıma araçlarının engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi için yerel yönetimlere tanınan sürenin 2012’de dolmasına az bir süre kalmasına karşın yerel yönetimlerin birçoğunun bunu uygulamaması engelliler ile engelli derneklerinin tepkilerine neden oldu. Cezaevi hayatı... Nüfusumuzun 8.5 milyonunu oluşturan engelliler “Yasa göstermelik olarak uygulamaya konuldu, buna uymayanlara herhangi bir cezai yaptırım da yok. Yok sayılmaya devam ediyoruz” dediler. Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz, “İstanbul başta olmak üzere halen insanlarımız sanki bir suç işlemiş gibi dört duvar arasında cezaevi hayatı yaşıyor. Kamu binaları engellilerin kullanımına uygun hale getirilemedi, bir yaptırımı da yok” diye konuştu. Engelli yurttaş Nezahat Nazlı ise yüzde 80 engelli raporu bulunmasına karşın işe girerken yeniden rapor almak için bir devlet hastanesine başvurduğunda bu oranın yüzde 60’lara kadar düştüğünü, sağlık raporu alırken ciddi problemlerle karşılaştığına söyledi. Cunhuriyet
  10. Engelli Vatandaşa Elektrik Hapsi Borcu ödeme imkanının bulunmadığını söyleyen Türe, "Eylül ayına kadar cezayı ödemezsem hapis cezası 5 yıla çıkacak. Devletin beni affetmesini diliyorum" dedi. Yeşilpınar'da annesiyle birlikte yaşayan görme ve bedensel engelli Gökhan Türe, ödeyemediği elektrik borcu nedeniyle BEDAŞ ile mahkemelik oldu. Asıl tutarı 6 bin lira olan ve faiziyle katlanarak 12 bin TL'ye varan borç, engelli Gökhan Türe'nin hayatını alt üst etti. Hakkında icra takibi başlatılan Türe, babasını kaybettikten sonra sıkıntıya düştüklerini ve borcu ödeyemediklerini ifade etti. Borcunu kredi ile taksitlendirdiğini ancak ödeyemediğini kaydeden Türe, "Elektrik idaresi sayacı söktü ve hakkımda icra takibi başladı. Bu borç hemen hemen 2008 yılından itibaren devam ediyor. 12 bin TL civarında. İlk mahkemede hakim bana 2 yıl ceza verdi ancak cezayı erteledi. Hakim bana 'aynı suçla karşıma çıkma' dedi. İdare tekrar hakkımda suç duyurusunda bulundu. Tekrar hakim karşısına çıktım ve hakim bana 'ne yap ne et bu cezayı öde, yoksa hapis cezan 5 yıla çıkacak' dedi. 5 yıl yatsam borcum ödense canım feda" diye konuştu. Bu cezaya her yıl 200 TL faiz eklendiğini belirten Türe, Eylül'ün 16'sına kadar borcunu ödemesi gerektiğini belirtirken, gözyaşlarını tutamadı. Türe, görme ve bedensel engelli olduğu için devletin kendisine maaş verdiğini, ancak kira ödediği için paranın hiçbir şeye yetmediğini ifade ederek, "Büyük sıkıntı içerisindeyiz. Biz kaymakamlık, belediyeye gittik ve bir Sakatlar Derneği'ne başvurduk. Ankara'ya Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı'na yazı yazdık. Ben devlet yardımıyla geçinen bir insanım. Çok sıkıntıdayım uykularım kaçıyor. Ben devletimden beni affetmesini rica ediyorum. Yardım bekliyorum. Sesimin duyulmasını istiyorum. Her başvurduğum insan bana dirsek çevirdi. Yine de af bekliyorum" dedi. Kaynak